Dünya ekonomisinde yer almak
Emin Direkçi - Dünya ekonomisinde yer almak

Dünya ekonomisinde yer almak

Birçok alanda tüm dünya ülkeleri arasında kıyasıya bir rekabet var. En önemli rekabet ise ekonomi alanında yaşanıyor ve bu rekabete de ne yazık ki “savaş” deniyor. Kelimeye takılmayım diyorum ama başka bir tanımlama daha iyi olurdu… Bizim ülkemizde, yıllardır bu mücadelede üst sıralarda yer almanın mücadelesini veriyor, hedefimiz ise 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi içerisinde olmaktı ancak son yıllarda 14-17 arasında bir yerlerde gezindik. 


Ülkelerin dünya ekonomisindeki sırası yine o ülke nüfuslarının dünya nüfusundaki sıralamasıyla yakından ilişkili. Nüfuslara göre sıralama yaptığımızda çok gerilerde olan ülkelerin ön sıralarda yer aldığını, öte yandan nüfusu çok yüksek olan ülkelerin ekonomik sıralamada çok gerilerde kaldığını görmekte mümkün. Ülkemizden başlarsak; Türkiye dünya nüfusunda 19. Sıradayken daha önce 14. Sıralara yükselmesine karşın ekonomide 19. sırada yer alıyor. Aslında, nüfusla ekonomi ilişkisine baktığımızda uyumlu gözüküyor. Kişi başına yıllık gelirimiz ise tekrar 9,500 $ seviyelerine geriledi.Sizlere ekte hazırladığım tabloda sırasıyla; dünya ekonomisinde yer alan ilk 20 ülkeyi göreceksiniz, tabloda ikinci satırda bu 20 ülkenin nüfusta kaçıncı sırada olduğunu göreceksiniz. Tabloya eklenen diğer ülkeler ise nüfusları ilk 20’ye girseler de ekonomide sıralamaya giremeyenlerdir. Bu ülkelerin tabloya eklenmesinin amacı, yakın gelecekte dünya ekonomisinin ilk 20’sine aday olan potansiyel ülkeleri tanımak ve onların bugünkü durumunu görmektir. Tablonun son satırında ise her ülkede kişi başına düşen ortalama yıllık gelir bilgileri paylaşılmıştır. Bu veriler ayrıca görsel olarak izlenebilmesi için ortak bir grafikle sizlere sunulmuştur


(www.tr.euronews.com; www.trthaber.com ).


Bir bireyin hatta ailenin normal bir hayat sürebilmesi için kazandıklarını ve harcadıklarını var sayarsak; ülkelerin ekonomik büyüklüğün nüfusla ilişkili olması çok normal. Eğer ülkeler yoksullukla mücadele ediyor ve gelişmeye çalışıyorlarsa; kişi başına bu harcama ve tasarruflar çok az oluyor ve o ülkeler sıralamada geri kalıyorlar. Eğer ülkeler zengin ve gelişmiş durumdalarsa; hem insanların refahı ve gelirleri çok artıyor hem de ekonomik sıralamada üst sıralarda yer alıyor. Tabloda da; ilk yirminin içerisinde nüfusları çok az olsa da dünyada söz sahibi çok ülke göreceğiniz gibi, nüfusları çok fazla olsa da ekonomik olarak çok gerideler. Ekonomik büyüklük sırasına göre birkaç örnek verecek olursak;


- Çin nüfusu 1,3 milyar olmasına rağmen kişi başına düşen ortalama gelir ülkemizle aynı! 


- Hollanda 66. Nüfusa sahipken ekonomide 16. dünyada inovasyon ve patent sayısında ilerde.


- İsviçre 99. nüfusa sahipken ekonomide 20. ve kişi başına yıllık gelir 82 bin doların üzerinde. . 


- Nijerya 7. nüfusa sahipken ekonomide 31. ve bence hızla yükselecek.


- Pakistan 5. nüfusa sahipken ekonomide 40. ve yakın gelecek için yukarılara adaydır.


- Kongo Demokratik Cumhuriyeti 17. büyük nüfusa sahipken dünyanın 88. büyük ekonomisi ve yoksulluk hüküm sürüyor.


Bu veriler gösteriyor ki; sayıca çok olmak paraca çok olmak demek değil, bu denklemi lehte ve aleyhte bozan şeyler var. Ülkenizde dünyaya mal olmuş markalarınız varsa, doğal kaynak açısından şanslı olmakla beraber etkin değerlendirebiliyorsanız, inovasyon, yenileşim, Ar-Ge, patent konusunda bilimsel ve sanayii açısından yol almışsanız; bunlar paranın ve gücün somut göstergeleri. Bu göstergeleri ayrıca; demokrasi, adalet, eğitim, insan hakları, ekoloji gibi temel konularla da desteklemeniz lazım. 


Bu saydıklarım varsa ekonomik olarak yönünüz yukarıya, yoksa yönünüz aşağıya doğru olacaktır. Teknolojik gelişmeler sonrasında hız kazanan ve neredeyse küçük ülkeler kadar büyüklüğe ulaşan şirketlerin oluştuğunu dikkate alırsak dengeler hızla değişebilir. Beni başkalarından çok ülkem ilgilendirdiği için akılcı yatırımlarla hızlı büyümek mümkün. Aynı zamanda; hem öz eleştiri yapmak hem de eleştiriye açık olmak gerekiyor. Yönettiğiniz şirkette, dernekte, partide, ülkede; üyesi ve katılımcısı olanların geri bildirimleri ve katkıları çok ama çok önemli. Sizin getirdiklerinizden, atadıklarınızda, seçtiklerinizden hiçbir öneri ve eleştiri gelmiyorsa; bu her şeyi doru yaptığınız anlamına gelmez ve tehlikelidir. Çok seslilik, farklı fikirler çok kıymetlidir; önerileri, uyarıları ve eleştirileri birer hediye olarak görmekte fayda var. Bunlar; sizin iyileştirmeye açık alanlarınızdır ve ortak akılla hareket ederek iyileştirmeniz gerekir. 


Ekonomik büyüme yaratmak için fark yaratmak lazım. Gelişmiş ekonomiyi otobanda 120 km/sa hızla giden bira araç filosu olarak, gelişmekte olan ekonomiyi ise 80 km/sa hızla giden bir araç filosu olarak düşünün, zaman geçtikçe aradaki mesafe giderek açılacaktır. Farkı kapatmanın birkaç yolu var; karşı filoda hızlı giden veya daha hızlanacağını düşündüğünüz araçları satın alarak sizin filonuza transfer etmek (karşı tarafı yavaşlatır, sizi hızlandırır), bir diğeri filonuza kendi bünyenizden hızlı araçlar katmak (tamamıyla size aittir, özgüveni artırır, rol model olur). Bu ve benzer yollarla, önce aranın açılmasını durdurursunuz, sonra arayı kapatmaya başlarsınız, sonunda öne bile geçersiniz. Filodaki araçları şirketler olarak düşünün… İşte bu gelişmelerden birisi geçen ay yaşandı ve Türkiye’nin ilk “unicorn”u bizi onurlandırdı. Darısı arkadan gelenlere…


Saygılarımla,


 


Facebook
Sayı: 1258 - Tarih: 07.07.2020
Yazarlarımız