Dursun Eroğlu - Ekonomi gazeteciliği farkı!

Ekonomi gazeteciliği farkı!


'Ekonomi Gazeteciliği' aslında gazetecilik okulu sıralarında kafamda olan birşeydi. Ama çok uzak ve uçuk görünüyordu. Bu yüzden 1984'de Anadolu Ajansı'nın Ekonomi Haberleri Merkezi'nde işe başladığımda, kendimi piyango milyoneri gibi hisssetmiştim!
Hala da ekonomi muhabirliği yapabildiğim için kendimi çok şanslı hissederim.
Gazetecilik olayları, olguları anlama ve de bunu okura sunma çabası değil mi?
O zaman en şanslı kişinin ekonomi muhabiri olduğuna inanmışımdır. Zira, inanıyorum ki, eğer bir olayın ekonomik, maddi, parasal boyutu; kaynakları, sonuçları vs. iyi anlaşılmamışsa, o olay aslında hiç anlaşılamamıştır!
Bu yüzden örneğin siyaset haberleri bana komik gelir:
'Erdoğan şöyle dedi, Kılıçdaroğlu böyle dedi... Bahçeli lafı oturttu, Demirtaş şu cevabı verdi!...' Salt polemik gibi görürüm. Bu lafları dinleyerek, geleceğe ilişkin sağlıklı kestirimler, belirlemeler yapılabileceğine de inanmam.
Bursa, bir ekonomi muhabiri için her halde en iyi şehirdir. Turgut Özal'lı yıllardan itibaren gazetelerde oluşmaya başlayan 'ekonomi sayfaları', çıkarılan ekonomi dergileri...
Ekonomi gazetelerinin, sanayi dinamiğinin güçlü olduğu bir kentte kök salması her halde kimse için şaşırtıcı olmamıştır.
Ekohaber, başından beri haberdar olduğum bir gazeteydi. Tabi Ekohaber'in farkı sadece haftalık ekonomi gazetesi olması değildi; patronunun, gazeteyi kıt kaynaklarla kuran Tahsin Ardıç'ın da Dünya Gazetesi'nden tanıdığım gazeteci, meslektaşımız olmasıydı!
Galiba en kritik nokta da burası oldu...
Evet, yaygınlaşan ekonomi basını, gazete ve dergiler, bir yanıyla 'küreselleşme', Özal sonrası ekonomideki toplam değişimin bir parçası, taşıyıcısı gibi görülüyordu.
Bir yanıyla da bu işe salt ticaret, reklam saikiyle dalanların yarattığı kirlilik moral bozucu boyutlara ulaşıyordu.
Neredeyse, 'Reklamı kim verirse (Bunu 'parayı kim basarsa', diye okuyabilirsiniz) onun haberi, fotoğrafı çıkar' gibi noktaları gördük. Neyse ki, bu tür girişimler uzun vadede ayakta kalamadı.
Sanıyorum, iş dünyası da bu farkı, kendi deneyimleriyle görüyor.
Tabi medyanın, dev matbaalar, pahalı tv stüdyolarıyla; artık kalemiyle geçinen gazetecilerin parasal açıdan sahip olmalarının mümkün olmadığı kurumlar haline gelmesi, büyük patronların denetimine geçmesi...
Basının, 'Demokrasinin 4. Kuvveti' işlevi bile berhava olmuş.
İşte bu koşullarda Ekohaber'in 21'nci yılına giriyoruz.
6 yıllık aradan sonra, gerçekten burada çok sıcak karşılandım, kalemimi eğip bükmeye çalışan yok.
Ekohaber'de olmaktan çok memnunum.
Dedim ya, piyango bana çıkmış!
Facebook
Sayı: 1079 - Tarih: 10.01.2017
Yazarlarımız