Dr. Mevci Ergün - Yabancı mahkeme kararlarının tenfizinde tebliğ sorunu

Yabancı mahkeme kararlarının tenfizinde tebliğ sorunu


Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış hükümler hakkında yetkili mahkemenin tenfiz kararı verebilmesi için, sadece bu hükmün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması aranmaz, ayrıca usulünce kesinleşmiş olması gerekmektedir. Uygulamada yaşanan bu soruna bir açıklık getirmek amacı ile aşağıdaki bilgilendirme yapılmaktadır.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve kesinleşmiş ilamlar hakkında, yetkili mahkemenin tenfiz kararı verebilmesi için 5718 sayılı Kanunun 54/c maddesi uyarınca, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Kanunda kamu düzeni kavramının zamana ve yere göre değişebilen niteliği gereği bir tanımlama yapılmaktan kaçınılmış ve konunun hakimin takdirine bırakılması tercih edilmiş, ancak kamu düzenine aykırılığın 'açıkça' olmasının aranmasıyla bu konuda takdir hakkı bulunan hakime bir sınırlama getirilmek istenmiştir. Bu düzenleme, Türk tenfiz hukukunda, kamu düzeni kavramının izin verdiği ölçüde, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi lehine bir eğilimin bulunduğunu göstermektedir. Doktrinde de bu konuda hakime yardımcı olması bakımından bazı kriterler verilmiştir. Buna göre örneğin Türk tenfiz hakimi 'kural olarak' yabancı mahkeme kararının doğruluğunu inceleyemez (revision au fond yasağı). Zira aksinin kabulü, aynı davanın Türk mahkemesinde tekrar görülmesi ve yeni bir Türk mahkemesi kararının ortaya çıkması sonucunu doğurur. Ancak, örneğin Türk hukukunun vazgeçilmez kabul ettiği temel prensiplerini ihlal eden veya milletlerarası alanda geçerli olan ortak ilkelere aykırı bulunan yabancı mahkeme kararları tenfiz edilemez. Tenfiz hakimi takdir hakkını kullanırken, her somut olayın kendine mahsus özelliklerini de dikkate almalıdır.1
Kaydetmek gerekir ki, aynı davanın Türk mahkemelerinde görülerek farklı sonuca varılması da, olması, bir tanıma ve tenfiz engeli teşkil etmez.
Diğer bir olasılık ise, Türk tarafının Türk hukukunun emredici hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye'de tenfiz ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan kanuna karşı hile yasağına ve bu sebeple de Türk kamu düzenine aykırılık oluşturacağı düşünülebilir.2
Davanın görüldüğü yabancı mahkemece dava dilekçesi ve eklerinin, davalı tarafa 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'ne uygun olarak ve diplomatik yolla davalı tarafa tebliğ edilmesi zorunludur. Bu sebeple, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin çekince koyduğu anılan Lahey Sözleşmesi'nin 10. maddesi uyarınca, yabancı mahkemece, yabancı mahkeme kararının diplomatik yolla tebliği yerine posta yoluyla tebliğ edilmesi halinde, karar kesinleşmemiş olur. Oysa, Türk usul hukukuna göre, kararın kesinleşmesi tenfizin ön şartı olarak kabul edilmiştir.
Ömrünüzce esenlik ve mutluluk dileklerimizle, saygılarımızı sunarız.

(1) 11. Hukuk Dairesi 19/11/2018 tarih 2016/14069 E., 2018/7122 K. (http://karararama.yargıtay.com.tr)
(2) Nomer, E./Şanlı, C.: Devletler Hususi Hukuku, 2009, 17. Bası, sayfa: 491, dipnot: 270
Facebook
Sayı: 1215 - Tarih: 10.09.2019
Yazarlarımız