Dr. Mevci Ergün - Ayasofya'da tarihin aydınlanması

Ayasofya'da tarihin aydınlanması


Gazi Mustafa Kemal'in 2587 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 27.11.1934 tarihinden itibaren 'Atatürk' soyadını kullandığı halde, bundan önce alınan 24.11.1934 tarih ve 2/1534 sayılı Bakanlar Kurulu kararında bu adın bulunduğu Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'e ait imzanın anılan kararda kendi eli ürünü olmadığı gibi söz konusu kararın 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 44'ncü maddesine de aykırı olduğu ileri sürülerek, bu karara konu Ayasofya Camiinin müzeye dönüştürülmesine ilişkin idari işlemin iptali için idari yargıda dava açılmıştır.
İdari davanın görüldüğü Danıştay Onuncu Dairesince yapılan açık yargılama sonucunda, aşağıda belirtilen özet gerekçe çerçevesinde alınan 341.03.2008 tarih, 2500/127 Esas ve 2008/1858 sayılı karar ile 'davanın reddine' hükmü kurulmuştur: 14.04.1982 tarih ve 2658 sayılı kanunla, ülkemizde 'Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme' kabul edilmiştir.
Kültürel ve miras niteliği taşıyan İstanbul'un tarihi alanları 06.12.1985 tarihinde Dünya Miras Listesine dahil edilmiştir.
İstanbul'un tarihi alanlarının en önemli parçalarından biri olan ve ortak miras olarak kabul edilen evrensel değerlere sahip Ayasofya'nın, inşa edildiği yüzyıllar öncesinden günümüze kadar uzanan süreçte tanıklık etmesi, belli bir zaman biriminde veya kültürel mekanlarda, mimarinin ve teknolojinin, anıtsal sanatların gelişiminde, şehirlerin planlamasında veya peyzajların yaratılmasında, insani değerler arasında önemli etkileşim göstermesi, insanlık tarihinin bir veya birden fazla anlamlı dönemini temsile eden yapı tipinin yada mimari veya teknolojik veya peyzaj topluluğunun değerli bir örneğinin sunması ve bir veya birden fazla kültürü temsil eden önemli bir örnek olması nedeniyle tüm dünyaya tanıtılma işlevinin gereği gibi yerine getirilmesi amacıyla müze olarak kullanılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davacı tarafından bu kararın temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu yediye karşı sekiz oy ve oy çokluğu ile aldığı 10.12.2012 tarih, 2008/1775 Esas ve 2012/2639 Karar no'lu ilamı ile Danıştay Onuncu Dairesinin üstte belirtilen kararını; '.. davacı tarafından ileri sürülen iddialar, dava konusu işlemi sakatlar nitelikte görülme'diği gerekçesiyle onanmıştır.
Davacının bu karar hakkında başvuruda bulunduğu karar düzeltme istemi de redle sonuçlanmıştır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca alınan ve üstte belirtilen onama kararına karşı oy kullanan beş üyenin gerekçesi ise aynen şöyledir: 'Davacının aktarılan iddialarının gerçekliğinin saptanması durumunda, 24.11.1934 günlü, 2/1589 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının yoklukla malul bir işlem olup olmadığının tartışılması gerekecektir. Danıştay Onuncu Dairesi tarafından söz konusu iddialar incelenmeksizin karar verilmiştir.'
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için, davacının iddialarının incelenmesi gerektiğinden böyle bir inceleme yapılmadan verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Danıştay biçim koşullarına uyulmamasını, iptal nedeni olarak kabul ederken, kimi kez, yapılan sakatlığın sonucu etkileyip etkilemediğine bakmaktadır. Danıştay, biçim ve yöntem kurallarında yapılan sakatlıklardan, sonucu etkileyici nitelikte olanları, iptal nedeni olarak kabul etmektedir (Gözübüyük,A.Ş.-Dinçer,G.:İdari Yargılama Usulü, Bası 2, Ankara 1999,s.135).
Somut olayda; bakanlar Kurulu Kararının biçim koşullarına uyulmaksızın yada uyularak alındığının incelemesi yapılmadan, karardan yaklaşık 48 yıl sonra kabul edilen bir uluslararası sözleşme gerekçe gösterilerek davanın reddine kararı verilmesinin yasaya ve hukuka uygun düşmeyeceği inancındayız.
Tarihi süreç içinde, Ayasofya Camiinin müzeye çevrilmesinde yaşananlarla ilgili sahtecilik boyutuna varan karanlık sayfaların okunması her zaman üzüntü vermiştir. Gerçekte, Ayasofya'nın yeniden cami statüsüne kavuşması, nice yüzleri ağartacak ve nice yüzleri de karartacaktır.
Yürekten esenlikler ve en içiten saygılarımızı sunarız.
Facebook
Sayı: 1195 - Tarih: 09.04.2019
Yazarlarımız