AİLE ANAYASASI ZORUNLU OLMALI
Barış Gül - AİLE ANAYASASI ZORUNLU OLMALI

AİLE ANAYASASI ZORUNLU OLMALI

Aile bireylerinin belli bir yaş, tecrübe, yeterliliğe ve yetkinliğe ulaştıktan sonra işletme yönetiminde söz sahibi oldukları ticarethanelere aile şirketleri diyoruz. Bu cümlede aslında can alıcı nokta, belli bir tecrübe, yeterlilik ve yetkinliktir.  Özellikle ülkemizde ailenin devamlılığını sağlayacak fertlerin çok fazla eğitim, tecrübe, iş bilgisi ve yönetim becerisi kazandırılmadan sanki mecburmuş gibi işletmelerin tepelerine oturtulmaları, şirketlerin hem devamlılığına hem de finansal, yönetsel başarılarının artmasına engel olmaktadır. Evet sanki mecburmuş gibi diyorum. Aile şirketlerinin devamlılığını sağlamanın tek yolu aileden birinin yönetimi elinde tutmasından bahsediyorum. Patronlarımızda böyle bir algı var ise, mutlaka ve mutlaka bu düşünceden kurtulması gerekiyor. Evet işletmeleri bireyler kuruyor, geliştiriyor, büyütüyor, devamlılığını sağlıyor. Ama bu döngünün başında illaki aileden birinin bulunması gerekmiyor. Tabii ki eğitimini almış, dünyanın gidiş yönünü doğru analiz etmiş, teknolojiyi ve insanı birleştirmiş yetenekli ve vizyoner aile bireyleri var ise onları kaçırmayın işin başına koyun ama mutlaka ve mutlaka yedekleyin. Dünyanın en eski aile işletmelerine baktığımız da devamlılığı sağlamak adına aileyi ve profesyonel yönetimi doğru harmanlamış, belirli kurallara dayandırmış hatta bunun adına da AİLE ANAYASASI demiş. Türkiye’deki aile şirketlerinin % 30’u 2. kuşak, % 12'si 3. kuşak ve % 3’ü 4. kuşağa geçebiliyor. Aile şirketlerinin ortalama ömrü 20-25 yıl arası. 100 yılı devirmiş şirket sayısı neredeyse bir elin parmaklarını geçmiyor. Aile anayasaları, işletmelere hem yönetsel hem de sürdürülebilir başarı anlamın da destek oluyor, rehberlik ediyor. Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de devletler tarafından işletmeler belli hibe ve destek programları ile güçlendirilmeye çalışılıyor. Çağa ayak uydurmaları için yani gelişim-değişimleri için belli kurallar çerçevesin de kaynaklar yaratılıyor. Ben de diyorum ki devletler, o şirketlere kaynakları kullandırılırken mutlaka aile anayasalarını oluşturmalarını istesin, hatta mecbur tutsun. Anayasanın ilke ve kuralları, ilgili kurullar tarafından istensin, analiz edilsin, onaylansın.  Anayasası olmayan işletmelere destekler kısıtlansın. 


Aile anayasası, önceliğin işe yada tam tersi aileye verilmesi ikilemini ortadan kaldırarak, işin ve ailenin birlikteliğinin belirli kurallar çerçevesinde devam etmesine destek olur. Ailede ve şirkette üstlenilen sorumluluk ve rollerin; ailenin ve işletmenin çıkarlarını ve geleceğini dikkate alarak yerine getirilmesine yönelik düzenlemeleri içerir. Aile anayasası aynı zamanda, tüm aile bireylerinin uymalarını gerekli kılan; ailenin şirket olanaklarından faydalanma koşullarını belirleyen; üyelerini şirket ve aile geleceği için hazırlayan, aile değerlerinin ve imajının korunmasına ilişkin kuralları belirleyen bir çalışma rolünün üstlenmesine yardımcı olur. 


Bu anayasada;


 Ailenin değerleri, yönetim ilkeleri, yönetim kurulu yapısı, istihdam ilkeleri, Aile üyelerinin istihdamı ve ücret politikası, profesyonel gelişim planları, sahiplik ilkeleri, sahiplik hakları, kar dağıtım kılavuzu, Servet yönetim ilkeleri, hayırseverlik (bağış ve yardımlar) ilkeleri vb… başlıklar olabilir.


Türkiye’deki işletmelerin % 95’inin aile işletmelerinden kurulduğunu düşünürsek ve ülkemiz ekonomisinin can damarını oluşturduklarını varsayarsak, bu işletmelerin geleceğe taşınmaları, kurumsallaşmaları ve çetin rekabette söz sahibi olmaları adına adım atmaları gerekiyor. Bu uzun ve zor bir yol. Bu yola AİLE ANAYASASI oluşturarak başlanmalıdır.


 


Devletten öğrencilere staj desteği


Pandemi nedeniyle staj imkanı bulmakta zorlanan üniversite öğrencilerine kamu kurum ve kuruluşlarında ve özel sektörde staj imkanı tanınacak. 


Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanlığı koordinasyonunda, bakanlıklar, bakanlıklara bağlı ilgili, ilişkili kuruluşlar ve özel sektörden gönüllü işverenler iş birliğinde, Hazine ve Maliye Bakanlığının destekleriyle, üniversite öğrencilerine yönelik hazırlanan Staj Seferberliği Programı, "www.yetenekkapisi.org" adresinden duyuruldu. Bu yıl, pandemi nedeniyle öğrencilerin staj imkanı bulmakta zorlandığının görüldüğü, "staj mezuniyetine engel olması" düşüncesiyle yola çıkılan proje aracılığıyla, örgün eğitim veren lisans programlarında son sınıfa geçen öğrencilere kamu kurum, kuruluşlarında ve özel sektörde staj imkanı tanınacak.


 


Verimi yükseltmek kısa aralıklarla mola vermekten geçiyormuş


Almanya’daki Wuppertal Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, iş yerinde sürekli çalışmaya oranla yapılan sık molaların çalışanları rahatlattığı ve daha da başarılı olduklarını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre iki iş arasında yapılan ufak molalar insan zihninin şarj ediyor, iş körlüğünü engelliyor. Aralıksız çalışmak ise olumsuz performansı tetikliyor.


Araştırma sonucuna göre, “Çok ara veren kişiler tembel olarak, ara vermeden çalışanlar ise çalışkan ve motive olmuş olarak anılır. Fakat bu kişiler, yoğun çalışma düzenleriyle ne iş verenlerine, ne de kendilerine bir iyilik yapıyorlar. İşte kısa molalar vermek hem sağlıklı hem de verim artırıcı” diye konuştu. Ne dersiniz kısa aralıklarla az yemenin kilo verdirdiği gibi kısa ve sık aralıklarla molalar bizi daha başarılı ve verimli yapacak mı? Deneyelim…




Facebook
Sayı: 1261 - Tarih: 28.07.2020
Yazarlarımız