Av. Öztürk Yazıcı - 2019 Yargı Reformu Stratejisi -YRS

2019 Yargı Reformu Stratejisi -YRS


Geçtiğimiz hafta içi Cumhurbaşkanımızın katılımı ile düzenlenen geniş katılımlı toplantıda Adalet Bakanlığımızca kamuoyuna arz edilen Yargı Reformu Stratejisi toplantısını izleme fırsatım oldu.
Adalet Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği, yüksek mahkemeler ve yargı reformunun doğrudan etkilediği tüm kurum kuruluşlar bu toplantıya bizzat iştirak etti.
Temel amaç, ülkemizde en çok sızıntı duyulan yargı alanının, olabildiğince iyileştirilmesi için sorunların fotoğrafını ortaya koyabilmek, aynı zamanda bu acıklı fotoğrafa dair olabildiğince kapsamlı bir proje ortaya koyup bu proje üzerinden hedeflere yürümek.
Çeyrek asrı geçen hukuk mesleği yaşamım ve aile mesleğim olduğu için öncesini de ilave ettiğimde, 50 yıl yakın hukuk dünyası gözlemlerimle HUKUK REFORMU söz dizisini en yetkililerden dahil hilafsız 50 binden fazla okumuş, dinlemişimdir. Sorunları çözme adına yapılanları, yapılmak istenenleri, emek, çaba ve hayalleri taktir etmeli, basite indirgenmemeli, doğrudur. Ancak, söz gelimi Eğitim Reformu dizini ne kadar dillendiriliyor ve sorunlar da sonrasında ne kadar artıyorsa,'Yargı reformu' proje ve söylemleri keza pek farklı hisler uyandırmıyor bende.
Malum, an itibarıyla yargı teşkilatımızın durumu pek iyi değil.
Özellikle de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra teşkilatın gördüğü maddi manevi zararlar ortada. Hakim savcı ve yüksek mahkemeler kadrosundan açığa alınan dört bin beş yüz civarı hakim, savcıdan bahsediyoruz. Bir başka ülkede olsun 'kapatın dükkanı' derler!
Sonrasında acele biçimde kadroya alınan yaşamlarının başlarında gencecik hukukçularla 80 milyonun 200 milyon ihtilaf sayısını çözme gayreti keşmekeşi. Pek çok mahkemede davetiye ilk duruşmayı bir yıl sonraya göstermekte. İhtilafın karar bağlanma süreleri ortalama iki yıl.İstinafa, yargıtaya, danıştaya giden dosyalar beş yıl sonralara ötelenmekte. Neticede davacı memnun değil, davalı memnun değil, şikayetçi, sanık, şahit memnun değil. Avukatlar, hakimler, savcılar, adliye personeli isyanlarda, yüksek yargı çıkmazda, mahkum cezaevi şartlarından, vatandaşsa tamamından açmazda. Hele sosyal medyanın keşfi ve hakimiyeti ile her gün bir başka yargı yerinden fışkıran adaletsizlik, haksızlık feryatları göğe yükselmekte.
İç çekip of of 'u geride bırakarak, pozitif duruş ve yaklaşımımızı fazla kaybetmeden biraz reform projesinden bahsedelim.
Takribi 50 sayfalık bir belge ile yargı alanında yaşanan tüm düzensizlik ve şikayetler toparlanmaya çalışılmış. Dileyenler google taramasında yargı reformu 2019 araması veya www.adalet.org sayfasından belgenin tamamını inceleyebilirler.
Belgede basit gibi gözüken sorunlardan (şahitlerin duruşma saatini çok geçmesine rağmen insan onuruna aykırı şartlarda salon kapısında saatlerce beklemesi, şahitlerin konuyla ilgili hiçbir ön bilgilendirmeye sahip olmamaları) tutun da insan hakları temelinde çok daha stratejik sorunlara değinilerek sorunların acil olanlarından başlanılarak bir zaman dilimi (beş yıl gibi) içerisinde çıkarılacak yasal düzenlemeler, etkin uygulamalarla çözüme değinilmekte.
Barolar dahil tüm ilgili çevrelerin katkısı ile hazırlanan belgede daha hızlı ve adil yargılama ve icra ile infaz teşkilatı için hangi aşamada hangi adımların atılması gerekliliğine dair kapsamlı ifadeler yer almakta.
Yargı reformu stratejisi belgesi tüm unsurları ile yaşama geçirildiğinde Yargı dünyamız düzelir mi ? diye soracak olursanız da...

Nihayetinde içinde 'İnsan' olmayan hiçbir şey yasalarla düzelmez derim. Uygar insan, uygar toplumun pek fazla yasa kuralına ya da pek fazla teşkilata ihtiyacı yoktur. Tüm düzensizlik ve haksızlıkların temelinde sonuçta 'iyi insan' 'sorumlu insan' 'uygar insan' 'uygar toplum' disiplin ve seviyeleri yatar.
Bunun içindir ki, Yargı Reformu düşünceleri uygar insan, uygar, üreten toplum hedefleriyle birlikte götürülmediği sürece sac ayağının biri eksik kalmaya mahkumdur.
Mutlu haftalar...
Facebook
Sayı: 1203 - Tarih: 11.06.2019
Yazarlarımız