Adil Gökçadır - Bizde neden olmuyor ?

Bizde neden olmuyor ?


Başarı hikayeleri anlatıyoruz. İşte bizden 25 yıl sonra, bugünden 70 yıl önce sıfırı tüketmiş olarak savaştan çıkan Almanya 3,9 trilyon dolarla dünyanın 4. büyük ekonomisi, 60 yıl önce bizim beşte birimiz iken bugün 3 misli milli geliri olan Güney Kore 1,7 trilyon dolarla dünyanın 11. büyük ekonomisi. İşte, Konya kadar toprağı ile dünyayı doyuran Hollanda dört mislimiz milli gelir ve 913 milyar dolarla dünyanın 16. büyük ekonomisi. İşte, 1776'da kurulmuş ve sadece 150 sene önce 1865' de 11 eyaletin savaştığı iç savaşta 600 bin insanının öldüğü bütün şehirlerinin zarar gördüğü Amerika, bugün 17,4 trilyon dolarla dünyanın en büyük ekonomisi. Ve Rusya. 1991 yılında dağıldığında Rusya'da 50 bin, ABD'de 30 milyon şahsi bilgisayar varken, 28 sene sonra bugün Rusya 1,53 trilyon dolarla dünyanın 12. büyük ekonomisi. Hiçbiri bizden daha akıllı değil, daha müteşebbis yada daha üretken değil. İmkanlarımız, yer üstü ve yeraltı doğal zenginliğimiz hepsinden defalarca fazla. Amerika'nın petrolü, Rusya'nın doğal gazı diyen olacaktır. Bizdede bor var, toryum var, hatta büyük ihtimal petrolde var. Ama onlar başarıp kısa sürelerde milli gelirlerini, ekonomilerini istikrarlı şekilde 2 hatta 3-4 mislimiz büyütürler iken, biz kağnı hızıyla ilerliyoruz. Yada mehter gibi bir ileri bir geri yapıp duruyoruz.
Hepsini defalarca geçebilecek kadar imkana sahibiz. Özendiğim tek tarafları, yaşam kalitesinin ne olduğunu öğrenmişler ve tavizsiz yaşatıyorlar. Örneğin; kimse kimsenin hakkına tecavüz etmiyor, kendi hakkınıda arıyor. Yani demokrasi ve adalet anlayışları yerleşmiş. Bu konuda derhal taraf olabiliyorlar. Kuralı çiğniyeni derhal bildiriyorlar. Bunun adı ispiyon değil, yanlışı düzeltme. Ve kaliteyi maddiyatla değil, kültürle, sosyal statü ile zenginleştiriyorlar.
Nedir eksiğimiz, yanlışımız. Biz neden başaramıyoruz. Neden olmuyor. Terör denebilir. İngiltere, İspanya, İtalya pekçok ülke terörü yaşadı. Bir şekilde çözdüler. Biz 40 yıldır neden bitiremedik. Sayın Cumhurbaşkanı siyasi hayatıma mal olsa dahi, kentsel dönüşüm yapılacak dedi. Neden 7 senede sadece % 10 bile ilerliyemedik. Depremlerle yılda 800 can kaybediyoruz. Toprak kaymaları ve seller her yıl onlarca cana ve mal kayıplarına mal oluyor. Üzülüyor ama unutuyor ve aynı şeyleri her yıl yeniden ve yeniden yaşıyoruz. Son 10 yılda ülkemizde 12 milyon trafik kazası olmuş, 52 bin insan ölmüş ve 2,7 milyon insanımız yaralanmış. Her bayramda, tatilde yüzlerle kaza oluyor ve hala oluyor. Neden azaltamıyoruz. Son 9 yılda 59.350 hektar (yaklaşık 84 bin futbol sahası) ormanımız yandı. Söndürmek için çok güçlü imkanlarımız var ama yinede trilyonlar değerinde ağacımız yanıyor. Neden önleyemiyor, neden söndüremiyoruz. Dünyanın tarıma en elverişli toprakları bizde. 4,1 milyon hektar tarım arazimiz var, çoğu boş duruyor, tarım ürünü ithal ediyoruz. 3 tarafımız denizlerle çevrili, ancak deniz taşımacılığında dünyada 15. sıradayız. Gemi ile demiryolu ile nakliyeyi, ulaşımı başaramadık. 1950'lerden beri ve hala ısrarla 10 misli pahalı karayolu nakliyesini tercih ediyoruz. Her yıl değiştire, kurcalaya 50 senedir, eğitim sistemimizi geliştirmeyi başaramadık. Uluslararası PISA test sonuçlarına göre bilim ve matematikte 53., insani gelişimde 188. sıradayız. Öğretmen yetiştirmeyi ve ona sahip çıkmayı beceremiyoruz. Öğretmen kalitemiz sürekli düşüyor. Büyük bölümü ciddi eğitime muhtaç öğretmenlerle boş beyinler mezun ediyoruz. İmar yapmayı başaramadık. Örneğin; Almanya Frankfurt' ta son 35 yılda bir kere, küçük bir imar değişimi olurken, bizim bütün büyükşehirlerimizde her yıl onlarca imar değişimi yaşanıyor. Kentleşme bilinci oluşturamadık. Ciddi ulaşım, trafik, otopark, ses ve görüntü kirliliği ve her yağmurda çile haline gelen altyapı problemlerimiz var. Yıllardır çözemediğimiz bir yana, sorunu büyütüyoruz. Bursa'mızın en büyük 2 ilçesinin % 50'si civarı hala imarsız. Belediyeciliği başaramadık. Borçsuz Belediyemiz yok. Geliri personel ve faiz masraflarına yetmeyecek durumda belediyelerimiz var. Neredeyse bütçesi kadar borçlu olanlar. Çevreyi korumayı, doğaya saygıyı başaramadık. Memleketimizin envanterini çıkarmayı başaramadık. Kamu araçlarını her krizde yeniden sayıyor, yinede sonuca ulaşamıyoruz. Hükümetlerimiz yılladır planlamanın önemini kavrayamadı. Plansız, günlük kararlarla, arkamıza bakmadan, önümüzü düşünmeden yaşıyoruz. Yarınından emin olmayan, istesede hedefini bilemeyen, ileriye bakma, görebilme şansı engellenmiş üretmeye çalışan sanayicimizden, üreticimizden, iş insanından yatırım bekliyoruz. Müteşebbis ve yatırımcılarımızı maceraya, günlük kararlarla risklere çağırıyor, önlerini açmıyor, kolayca yalnız bırakıyoruz. Milletin ihtiyaçlarını, dünyanın taleplerini, buna karşılık ülkenin imkanlarını bilerek üretmeyi, ekip biçmeyi, inşa etmeyi, ihtiyaca dönük yönlendirmeyi, teşvik ve vergilendirmeyi, denetlemeyi başaramıyoruz. Ülkemiz ve Milletimizle ilgili her konuda ve elbette sanayi üretiminde, tarımda, dış ticarette, dünya ile ilişkilerde, hükümetler değiştikçe değişmeyen bir devlet politikamız hiç olmadı. Yapmayı başaramıyoruz. Çünkü uzun vadeli planlarımız, hedeflerimiz yok. % 98 'i Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Devlet ve Millet olarak faize gömülmüş iken, faizin haram olduğunu bilmeyen Müslümanlar olduğunu düşünüp camilerde hutbe okutuyoruz. Bunca sosyal yaramız göz önünde hergün yaşanırken, acaba başka nelerin haram olduğunu bilmiyoruzda, hutbelerde okunmasını bekliyoruz. Kadına şiddet, çocuk gelinler, çocuklara cinsel tacizler gibi pek çok konuda neden yıllardır çözüm üretemedik.
Günlük bir gazeteyi okuyunca başka, diğerini okuyunca başka, bir kanala bakınca farklı, diğer kanalda farklı haberler görüyoruz. Sanki aynı anda farklı ülkelerde birden yaşıyoruz. Haberciliği başaramıyoruz. Konuşmayı, tartışmayı, insana saygıyı başaramıyoruz. Siyasetin sadece Ülke ve Millete hizmet için yapılan geçici bir görev olduğunu unutanlarımız çok fazla. Toplumun tamamına güven vermeyi, toplum menfaatlerini önde tutmayı, yönetimde özveriyi, adaleti, örnek olmayı başaramıyoruz. Galiba uzatmak faydasız. Biz kanımızı kaynatan Milli meseleler dışında, Millet olmayı, elele vermeyi, birbirimizi koruma ve kollamayı, önce toplum menfaati demeyi, hep birlikte ekonomiyi şaha kaldırmayı başaramıyoruz.
Peki olmaz mı ? Asla umudumuzu kaybetmedik. Bu milletin tarihine bakan herkes çok iyi bilir ve anlar ki; yapamayacağı, başaramayacağı hiçbir şey yoktur.
Facebook
Sayı: 1215 - Tarih: 10.09.2019
Yazarlarımız