Adil Gökçadır - Türkiye'nin kriz takvimi - 3

Türkiye'nin kriz takvimi - 3


Genç Cumhuriyetimizin ilk gününden bu yana yaşanmış ekonomik krizleri derleyerek sunduğum çalışmanın 3. ve son bölümündeyiz. Geçen hafta en son 1994 finansal krizden söz etmiştim. Takip eden krizle devam ediyorum.
1998-1999 KRİZİ – 55. HÜKÜMET
1997-1999 AHMET MESUT YILMAZ

1998'de Asya-Rusya krizi, Türkiye'yi, enflasyonu düşürmek amacıyla harcamaları kıstığı ve istikrar programı uyguladığı sırada yakaladı. Krizi tetikleyen unsur, 6 milyar doları aşan sıcak para çıkışı oldu. Mali kuruluşlar dışında bütün kesimler % 5-6 daralmaya girdi. GSMH'da % 6.4 düşüş oldu. TEFE % 63'e fırladı. Reel faizler yüzde 37'ye ulaşarak rekor kırdı. Dış borç stoku 103 milyar dolara, iç borç stokunun GSMH'ya oranı % 32'ye çıktı. Faizi yüksek, vadesi kısa borç birikimi 1999 sonunda Hazine'yi iç borçları artık döndüremediği noktaya sürükledi. Aralık 1999'da hükümet IMF ile stand-by anlaşması imzaladı.
2001 KRİZİ - 57.HÜKÜMET
1999-2002 MUSTAFA BÜLENT ECEVİT

Stand-by anlaşmasının ardından 2000 yılında devreye giren istikrar programı ile döviz kurunun çapaya bağlanması ile cari işlemler açığı giderek büyüdü ve yıl sonunda 9.8 milyar dolara çıkarak tarihi bir rekor kırdı. Dolar çapası nedeniyle toplam kısa vadeli borçlar 28.9 milyar dolara, toplam dış borç stoku 114.3 milyar dolara çıktı. Yabancı bankalar vadesi gelmemiş kredilerini geri çekmeye başlayınca gecelik faizler tırmandı ve Türkiye tarihine 'Kara Çarşamba' olarak geçen 22 Kasım 2000'de para krizi patladı. 13 banka ve çok sayıda aracı kurum battı. Kasım kriziyle artan faizler ve ödeme güçlüğe düşen bankaların vadesi dolmayan kredileri geri çağırması, iç pazarın daha da daralması bunda büyük rol oynadı. 19 Şubat'ta Çankaya Köşkü'nde yaşanan Anayasa kitapçığı tartışması krizi patlattı. 3.5 milyar dolarlık net sermaye çıkışıyla döviz fiyatları ve faizler tırmanışa geçti. Kriz öncesi 670 bin TL olan dolar Nisan'da 1 milyon 161 bine tırmandı. IMF programı çökmüştü. Krizin başlangıcı olarak kabul edilen 2000 yılının son üç ayında üretimde çalışanlar indeksi 1999 yılının son üç ayına göre % 3.2 geriledi. Sektörel büyümede, GSYİH ve GSMH'daki daralmaların yanı sıra yaşanan Kasım ve Şubat krizleri toplam yurt-içi talepte bir önceki döneme göre % 10.5 dolayında bir düşüşü beraberinde getirdi. Krizler tüketim ve yatırım kararlarının ertelenmesine yol açtı ve 2000 yılında % 6.4 oranında artan özel tüketim 2001 yılının ilk çeyreğinde % 3.4 dolayında geriledi. Özel ve kamu sabit sermaye yatırımlarında da sırasıyla % 5.8 ve % 12.6'lık bir azalma gözlendi. Bir önceki yılın aynı dönemine göre 2001 yılının ilk çeyreğinde sanayi sektörü % 1.3 ve hizmetler sektörü % 3.1 oranında gerilerken, GSYİH'da % 1.9 ve GSMH'da % 4.2 düşüşler kaydedildi. DİE ( TÜİK ) verilerine göre, sanayi üretim indeksi 2001 yılının ilk üç ayında bir önceki yılın aynı dönemine oranla % 0.9'luk bir düşüş kaydetti. İmalat sanayinde kapasite kullanım oranı 2000 yılının ilk üç aylık döneminde % 70.9'dan 5.1 puan gerileyerek % 65.8'e düştü. Türkiye ekonomisi 2001'in ikinci çeyreğinde ise tarihi bir rekor olan % 11.8 oranında küçülme gösterdi. Bu rakam, İkinci Dünya Savaşı'nda 1945 yılının tamamında % 15.3 oranında küçülmeden sonra en büyüğü oldu. Kriz sonrasında uygulamaya konulan istikrar programı ve yapısal reformlar ile Türkiye ekonomisinde ciddi bir dönüşüm sürecine girilmiştir.
2008-2009 KRİZİ – 60. HÜKÜMET
2007—2011 RECEP TAYYİP ERDOĞAN

2007 yılında başlayan ve etkileri esas olarak 2008 yılında hissedilen bu kriz, diğerlerinden farklı olarak Türkiye değil, dış kaynaklı bir çalkantıyla başladı. ABD'de faiz artırımlarıyla birlikte düşük gelirlilere yüksek faizle verilen 'subprime' mortgage kredilerinin geri dönüşlerinde yaşanan sıkıntılar, bu kredilerin içinde bulunduğu tahvil paketlerinin sert şekilde değer kaybetmesine neden oldu. Gelişmiş ülkelerde başlayan likidite sorunları, 2008 yılına girildiğinde daha da şiddetlendi. Eylül 2008'de dünyanın en büyük yatırım bankalarından Lehman Brothers, 613 milyar dolar borcu olduğunu açıkladı ve iflas etti. Bu, ABD tarihinin en büyük iflası olarak kayıtlara geçti.Daha sonra aralarında ABD Merkez Bankası (Fed), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) da olduğu gelişmiş ülke merkez bankaları, piyasadaki likidite sorununu çözmek için ortak hareket etmeye başladı ve bunun için bir dizi araç geliştirdi. Bu dönemde gelişmiş ülkeler faiz oranlarını tüm zamanların en düşük düzeyine çekerek, piyasanın likit kalmasını sağladı. Bu dönemde, gelişmekte olan ülkeler krizden nispeten daha az etkilendiler. Türkiye'de kriz öncesi dolar kuru, 1.20 düzeylerinde seyrediyor ve '1 dolar 1 TL olur mu' tartışmaları yapılıyordu. Kriz sırasında kur, 1.7 seviyesinin üzerine çıktı. Büyüme rakamları ise 2007' de % 0,65 ve 2008'de % -4,82 seviyesine geriledi. Cari açık artmış, GSYH % 6,5 oranında gerilemiş, işsizlik oranı artarak % 14,8 seviyesine, toplam dış borç stoku 276,8 milyar dolara ulaşmıştır.
Sizler, özellikle gençler için Türkiye'nin kriz takvimini araştırarak derlemeye çalıştım.1929'dan günümüze yaşanmış krizleri, nedenlerini, etkilerini birarada görmeye çalışalım istedim. Araştırma ağırlıklı olarak intenette, özellikle farklı akademisyenler tarafından hazırlanmış konu ile tezlerden istifade edilerek derlenmiştir.
Amacım ülkemizin gelecekte bir daha böyle yada benzeri krizler yaşanmaması adına tarihten tecrübe ve ışık edinmek. Güçlü bir ülkeyiz ve giderek büyüyor, güçleniyoruz. Daha güçlü olmak elimizde. Krizler kader değil. Ancak öngörmek, tedbir almak şart. Daha planlı olmak zorundayız.Umarım bu çalışma herkese yararlı olur.

Facebook
Sayı: 1207 - Tarih: 09.07.2019
Yazarlarımız