Haber Detayı - Doğru sallanır ama yıkılmaz
Doğru sallanır ama yıkılmaz

Doğru sallanır ama yıkılmaz

Ünver Group Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Korgavuş'un babasının kendisine öğütlediği ve kulağına küpe olan
'Doğru sallanır ama yıkılmaz' sözü, Korgavuş ailesinin gerek özel gerekse iş hayatında mottoları olmuş.

Babasının vefatıyla erken yaşta hayata atılmak zorunda kalan Ayhan Korgavuş, erkek kardeşiyle birlikte sıfırdan başlayarak, Ünver Group'u bugünlere taşımışlar.

Sektörde yaklaşık 40 yılı geride bırakan şirketin genel müdür koltuğunda ise kendisi gibi genç yaşta iş hayatına atılan kızı Dilara Korgavuş bulunuyor.

Dilara Korgavuş, çocukluğunda bahçesinde oynadığı şirketin şimdi yönetiminde bulunmaktan son derece gurur ve mutluluk duyuyor. Dedesinin sözü, O'nun da mottosu.


Ayhan Korgavuş'u ve Ünver Group'u tanıyabilir miyiz?
Bursa doğumluyum. Eğitimimi Bursa'da tamamladım. Ünver Group şirketimiz otomotiv sektörüne kauçuk, plastik ve metal parçalar üretiyor. Erkek kardeşimle birlikte şirketi yönetiyoruz. Ben yönetim kurulu başkanıyım, kardeşim ise yönetim kurulu başkan yardımcısı.
Ünver Group'un
hikayesini dinleyebilir miyiz?
1979 yılında babam vefat etti. Ben o zaman 19, kardeşim ise 17 yaşındaydı. Mahalle arasında çok küçük bir işyerimiz vardı. Babam kalıp ve torna üzerine çalışıyordu. Babamın vefatıyla birlikte, ben ve kardeşim kendimizi iş hayatının içinde bulduk. Ama biz babamızın mesleğini seçmeyip, otomotivde kauçuk ve plastik üretimi ile yol almayı tercih ettik ve sektörde 39 yılı geride bıraktık.

Ünver Group'un geleceğe dair projeleri neler?
Çok önemli hedeflerimiz var. Avrupa kıtası ağırlıklı olmak üzere yurtdışından yaklaşık 15 şirketle (yüzde 95'i OEM) çalışıyoruz. Çeşitli ülkelere ihracat yapıyoruz. Hem ciromuzu hem de ihracatımızı artırmayı hedefliyoruz. Firmamızda 210 kişi çalışıyor. Geçen sene Haziran ayında Ar-Ge merkezi olduk. 13. Teknoloji Ödülleri'nde finale kalarak başarı belgesi aldık. Çok önemli şirketler vardı. Bunlardan bir tanesinin Ünver Group olması bizim için çok değerliydi. İnşallah daha da güzel çalışmalara imza atacağız.
ÇOCUK SAHİBİ
OLMAK HAYATIMA GÜZELLİK KATTI
Kaç yaşında baba oldunuz? Neler hissettiniz çocuğunuzu kucağınıza aldığınızda?
24 yaşında baba oldum. Dilara'nın bir de ablası var, aralarında 5 yaş fark var. Baba olmak çok farklı bir duygu. 4 kızım var benim, şanslıyım. Kız babası olmaktan çok mutluyum. Kızların baba ile diyaloğu daha farklı. Kızlar daha sevecen ve evcimen oluyorlar. Babamın da ablamla diyaloğu bize göre daha yakındı.
Baba olunca gerek hayata gerekse iş hayatına bakışınız nasıl değişti?
Ben zaten çocukluktan beri hep sorumluluk sahibiydim. Evlenip, çocuk sahibi olunca sorumluluk duygusu bende daha da gelişti. Biraz önce söylediğim gibi babamızı çok küçük yaşta kaybettik. O dönem ablam üniversitede okuyordu. Ben üniversite 1. sınıftaydım ve çalışmak zorunda olduğum için okuldan ayrıldım. Çok erken yaşta sorumluluk alınca babalık bana ekstra bir sorumluluk yüklemedi.
Çocuk sahibi olmak hayatıma güzellik kattı. İş hayatı yoğun malum, kızınıza yeterince zaman ayırabildiniz mi, bu konuda hiç pişmanlığınız var mı?
Herkes geriye baktığında 'Acaba biraz daha bir şeyler yapabilir miydim' diye düşünür. Şartlar gereği işime çok zaman harcamam gerekti. Ama yine de o dengeyi kurmak zorundaydım. Çocuklarımın sorunlarıyla ilgilenmeye gayret gösterdim. Tatil dönemlerinde hep birlikteydik. Özellikle Dilara ile çok şeyler paylaştık. Çok hareketli bir çocuktu ve bu hareketliliği benim çok hoşuma giderdi. Benim bu anlamda çok büyük pişmanlıklarım yok.
İşadamı olmak mı zor, baba olmak mı?
İkisi de çok farklı şeyler. İşadamı olunca bütün çalışanların sorunları ile ilgilenmek zorundasınız. Çünkü işyerinde de bir aileyiz. Bunların hepsi zaman alan şeyler. Gerçi ben yıllarca hem aile hem iş hem de sosyal hayatı birlikte yürüttüğüm için bu tempoya alıştım.
DÜRÜST
BİR İNSAN
OLURSANIZ BİR
ŞEKİLDE
TOPARLARSINIZ
Babalar öğütleriyle de hayatımızda yer etmiştir. Sizin babanızdan aldığınız en önemli öğüt neydi? Ve siz kızınızı yetiştirirken kendisine ne gibi öğütlerde bulundunuz?
Babam hep, 'Doğru sallanır ama yıkılmaz' derdi. Gerek iş gerekse özel hayatımda hiçbir zaman doğruluktan şaşmamamı isterdi.
Bu öğüt her zaman kulağımda çınlamıştır. İş hayatında çeşitli sıkıntılar yaşadık ama bu öğüt sayesinde hep küllerimizden yeniden doğduk. Ben de her zaman bu öğüdü çocuklarıma vermeye çalıştım. Çünkü sermayeniz bitebilir, bir gün her şeyinizi yitirebilirsiniz ama dürüst bir insan olursanız bir şekilde toparlarsınız.
Otomotiv sektöründe faaliyet gösteriyorsunuz. Sektör daha çok erkek egemen bir alan. Bu anlamda kızınızın meslek seçiminde etkili oldunuz mu?
Bir gün eve endüstri mühendisliği ile ilgili broşürler getirdim. Endüstri mühendisliğinin ona çok kapılar açacağı yönünde tavsiyelerde bulundum. Beni dinlemiş ki endüstri mühendisi oldu. İşinde gayet de başarılı. Ağustos ayında şirketimizin genel müdürü oldu. Düzenlediğimiz bir toplantıda bu konu gündeme geldi ve tüm birim müdürlerimiz kızımın genel müdür olması yönünde fikir beyan ettiler. Çünkü Dilara'nın şirketin tüm sistemini A'dan Z'ye bildiğini ifade ettiler. Ben de bundan çok gurur duydum. Zaten İtalya'daki mastırı biter bitmez işe başlamıştı ve 7 yıldır da şirkette çalışıyordu.
Diğer müdürlerin isteği doğrultusunda genel müdür olması yönündeki düşüncemizi kendisine açıkladığımızda da, hemen kabul etmedi. Bazı şartları vardı ve yerindeydi bunlar da. Kabul ettik ve şimdi işleri gayet iyi yürütüyor.
Kızınızla unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
Dilara yıllarca bale yapmıştı, inanılmaz hareketli bir çocuktu. Tatile gideceğimiz bir sabah onun sesiyle uyandık. 8 yaşlarındaydı. Yanına gittik bir baktık her yeri tutulmuş, hareket edemiyor. Kalk diyoruz kalkamıyor, elini ver diyoruz veremiyor. Kaskatı kesilmişti. Paniğe kapıldık, ne yapacağımızı bilemedik ve hemen doktora götürdük. Doktor bize kesinlikle bir daha bale yapmaması gerektiğini, bırakın hareketliliği hızlı bile yürümemesi gerektiği yönünde açıklama yaptı ve buna ömür boyu dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Dilara'ya boyun fıtığı teşhisi koymuştu. Çok üzüldüm, kahroldum. Çünkü kızım yerinde duramayan bir çocuktu. Beynimden vurulmuşa döndüm. Tedaviye başlandı. Sonra başka bir doktora gittik. Kızıma boyun fıtığı teşhisi konduğunu söyledim. 'Çocuklarda boyun fıtığı olmaz ama boyun spazmı olabilir' dedi doktor.
Kızımın cereyanda kalmış olabileceğini söyledi. Spor ve bale hayatına devam edip etmeyeceğini sorduğumda da 'Tabii ki devam edecek' dedi. İşte o zaman müthiş bir rahatlama duyduğumu hatırlıyorum. Yine kızımla beraber motosikletle yaptığımız Avrupa turlarını da hiç unutamam.


Dilara Korgavuş

Ben 7 yıldır babamla birlikte çalışıyorum. Aile şirketlerinde bence en çok zorlanılan şeylerden biri; şapkaların zaman zaman yer değiştirebiliyor olması. Şimdi baba denilince benim aklıma yönetim kurulu başkanı da geliyor. Yani bu figürler iç içe geçmiş oluyor.

Benim iş hayatında en çok zorlandığım şey; ilişkileri yönetmek oldu. Ben tepeden müdür olarak atanmadım. Satınalma sorumlusu olarak işe başladım. Ekip arkadaşlarımla o dengeleri kurmak başta beni zorlasa da bir süre sonra tüm taşlar yerine oturdu.

Dilara Korgavuş'u
tanıyabilir miyiz?
1988 Bursa doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Bursa'da tamamladım. İstanbul Ticaret Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldum. İtalya Milano'da işletme mastırı yaptım. 1,5 yıl İtalya'da kaldıktan sonra Bursa'ya döndüm ve işbaşı yaptım.
İş yaşamıyla
kaç yaşında tanıştınız?
Ben çocukluğumu fabrikanın bahçesinde oynayarak, içinde koşarak geçirdim. Fabrikanın bahçesinde salıncaklarımız, köpeklerimiz vardı. 7-8 yaşlarında paketleme bölümünde oyun oynar gibi paketleme yaptığımı ve çok eğlendiğimi hatırlıyorum. Fark etmeden aslında çalışmaya başlamıştım. 12-13 yaşları itibariyle her yaz (3 aylık tatilin en az 1 ayını, onu da servisle gidip gelme koşuluyla) fabrikada çalışarak geçirirdim. Dolayısıyla iş hayatında hiç yabancılık hissetmedim çünkü iş hayatı benim zaten içine doğduğum bir ortamdı.
İlk iş deneyiminizi nerede gerçekleştirdiniz? İlk iş gününüzü hatırlıyor musunuz?
Ben daha İtalya'dayken, Türkiye'ye temelli dönmeme az bir süre kala babam aradı ve ben döndükten kısa bir süre sonra Brezilya'da fuar olacağını, amcamla oraya gidip gidemeyeceğimi sordu. Sonuç olarak ben Brezilya'da işbaşı yapmış oldum. Fuar bittiğinde ise uzun da bir yolculuğun ardından Bursa'ya çok geç gelmemize rağmen ertesi gün fabrikadaki ilk iş günümün heyecanı ile erkenden fabrikadaydım. Masamda da kocaman bir hoş geldin çiçeği vardı.
TEPEDEN MÜDÜR
OLARAK ATANMADIM
Ayhan Korgavuş'un kızı olmak şirkette size avantaj mı dezavantaj mı sağladı?
Hem avantajlı hem de dezavantajlı tarafları var. Benim iş hayatında en çok zorlandığım şey; ilişkileri yönetmek oldu. Ben tepeden müdür olarak atanmadım. Satınalma sorumlusu olarak işe başladım. Ekip arkadaşlarımla o dengeleri kurmak başta beni zorlasa da bir süre sonra tüm taşlar yerine oturdu.
Şu an şirketin genel müdürüsünüz. Size verilen bu yeni sorumluluktan dolayı neler hissediyorsunuz?
Ağustos ayında geldim bu göreve. Hızlı bir şekilde gelişti. Bu pozisyonda aile içinden birinin bulunması iyi bir şey mi diye bazen gidip geliyorduk. Ancak ben yarın öbür gün yönetim kurulunda olacaksam kesinlikle bu pozisyondan geçmem gerektiğini zaten biliyordum. Demek ki o zaman gelmiş. Tabi ki bu görevin sorumlulukları fazla. Karar vermeniz gereken bir sürü şey var. Disiplin çok önemli.
BABAM ÇOK
YENİLİKÇİ BİRİ,
DEĞİŞİMLERE
ÇABUK ADAPTE
OLUYOR
Baba deyince kafanızda
nasıl bir imge oluşuyor?
Kız çocukları için babalar hep ilk aşk olarak tanımlanır. Öte yandan güven, sığınabileceğiniz bir liman ve danışabileceğiniz bir rehber gibi kavramlar aklıma geliyor.
Babanız size ne gibi
öğütlerde bulunuyor?
Dedemden babama aktarılan 'Doğru sallanır ama yıkılmaz' sözü bizim için de her zaman bir mottodur.
Babanız rol
modeliniz miydi?
Babam daha 19 yaşındayken amcamla birlikte çok ciddi sorumluluklar almışlar ve bugün buralara kadar gelmişler.
Bize sağladıkları fırsatlara ve iş başarılarına baktığınızda aslında babam sadece benim için değil birçok genç için rol model olabilecek biri.
Babanızdan geleceğe
taşıyacağınız en önemli
miras olarak neyi
görüyorsunuz?
İş hayatındaki dürüstlükleri. Babamın ve amcamın evlatları olmaktan her zaman gurur duydum. Biz de bu mirası gelecek nesillere aktaracağız.
Babanızın en çok
nesine hayransınız?
Çok yenilikçi biri, değişimlere çabuk adapte oluyor. Bu özelliği özellikle iş hayatında hayranlık duyulabilecek bir şey.
Yine de babanızda
değiştirmek istediğiniz
özellikler var mı?
Babam çok şeffaf bir insan. Bu şeffaflığı gözlerinden okumak mümkün olabiliyor, ne hissettiğini hemen anlayabiliyorsunuz. Esasında bununla birlikte bir güven ortamı yaratmış oluyor ve bu çok kıymetli. Ancak bu şeffaflık bazen anlık reaksiyonları da beraberinde getirebiliyor. Ben daha çok düşünüp planlamadan yanayım.
KONUŞARAK
BİR ŞEKİLDE ORTA
NOKTAYI BULUYORUZ
İşadamı Ayhan Korgavuş
ile baba Ayhan Korgavuş
arasında ne gibi benzerlik
ya da farlılıklar var?
Daha çok benzerlikler var. Ben 7 yıldır babamla birlikte çalışıyorum. Aile şirketlerinde bence en çok zorlanılan şeylerden biri; şapkaların zaman zaman yer değiştirebiliyor olması. Şimdi baba denilince benim aklıma yönetim kurulu başkanı da geliyor. Yani bu figürler iç içe geçmiş oluyor.
Baba-kız neler
yapmaktan
keyif alıyorsunuz?
Son zamanlarda çalışmaktan keyif alıyoruz (gülüyor).
Günün çok büyük bir kısmını işte geçiriyoruz. Doğal olarak iletişim kurduğumuz en önemli şey iş oluyor. Bazen iş çıkışı baba-kız olarak çıktığımız yemeklerde bile yine konu dönüp dolaşıp işe geliyor.
Çocukken neler yapardınız?
Babam, çocukken benim hareketli yönümü çok desteklerdi. Hareket içeren ne kadar oyun varsa oynardık.
İş hayatına dair görüş
ayrılıklarınız oluyor
mu? Olduğunda nasıl
aşıyorsunuz?
Mutlaka oluyor; olması da gerekiyor zaten. Babam da çeşitliliği ve farklılıkları aklına yatarsa mutlaka destekler. Bence bunlardan şirket daha fazla yararlanıyor. Önümüzdeki dönemde de bu farklılıklardan besleneceğiz. İkimiz de bu tür durumlarda konuşarak bir şekilde orta noktayı buluyoruz.
Facebook
Sayı: 1182 - Tarih: 08.01.2019
Yazarlarımız