Haber Detayı - Dampingli poy ithalatı önlenmeli
Dampingli poy ithalatı önlenmeli

Dampingli poy ithalatı önlenmeli

Sentetik İplik Üreticileri Birliği (SUSEB) Genel Sekreteri Eray Sanver, dampingli Poy ithalatının yerli iplik üreticileri olan sanayiye büyük zarar verdiğini önlenmesi gerektiğini söyledi. Sanver, haksız rekabetin verdiği zararın önlenmesi için bir yerli iplik üreticisinin Ekonomi Bakanlığı'na başvuruda bulunduğunu ifade etti.

Sentetik İplik Üreticileri Birliği Genel Sekreteri Eray Sanver, dampingli poy ithalatına dikkat çekerek yerli iplik ve elyaf üreticisi firmanın büyük zarara uğradığını sölyedi. Sanver dampingli ithalat politikalarına dayanamayan ülkemizdeki polyester iplik üreticisi bir çok firma üretimlerini durdurmuştur. Piyasadan çekilen bu firmaların yarattığı boşluğu ne yazık ki ithalat doldurmuştur. Bu kayıpların ülkemiz endüstrisine maliyeti de çok ciddi seviyelerde olmuştur. Ülkemizin son üç yıldaki Polyester POY ithalatı 2015 için 153 bin ton ,2016 için 194 bin ton, 2017 için 232 bin ton, Polyester Teksture İplik ithalatı da 2015 yılında 297 bin ton ,2016 için 295 bin ton,2017 için de 295 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Bu güne kadar uygulanmakta olan önlemler kesin ithalat düşüşü getirmemiştir.


Poy savaşı var (mıdır?)
Eray SANVER
SUSEB Genel Sekreteri

Ülkemiz ve dünya için hala çok önemli olan Tekstil'in hammadde ihtiyacı , öncelikle pamuk yün gibi doğal liflerden karşılanıyordu. Ancak, doğal liflerin üretiminin yetersiz kalması nedeniyle sektörün hammadde ihtiyacı doğal liflere en yakın özellikleri ve düşük maliyeti nedeniyle sentetik lifler tarafından sağlanmaya başlanmıştır. Sentetik lifler içinde de polyester,hem kullanım yerlerinin hem de kullanım miktarlarının artması nedenleriyle ön plana çıkmıştır. Dokuma ve örme sanayiinde kullanılan polyester liflerin hammaddesi ise petro kimya ürünlerinden MEG ve PTA dır. Polyester lifler tekstil sanayisinde iplik ve elyaf olarak kullanılmaktadır. Polyester iplik ve elyaf üretimi ciddi bir insan, teknoloji ve sermaye yatırımı gerektirmektedir. Uluslararası standartlara göre bir firmanın iplik üreticisi kabul edilebilmesi için polyester iplik üretiminin en az 2 üretim aşamasının firma bünyesinde gerçekleştirilmesi gereklidir. Ülkemiz polyester iplik ve elyaf sanayisi ithal ikamesi olarak kurulduktan sonra kendisini geliştirmiş ve dünyanın sayılı üreticileri arasına girmiştir. Dünya Tekstil endüstrisini etkilemek, yönetmek isteyen bazı uzakdoğu ülkeleri de bu stratejik ürüne çok önemli yatırımlar yapmışlar, dünyanın ihtiyacından fazla kapasiteler yaratmışlardır. Oluşturdukları devasa kapasitelere pazar açmak için aralarında ülkemizin de bulunduğu hedef ülkelerdeki yerli üreticileri dampingli ihracat politikaları ile baskı altına almaya çalışmışlardır. Dampingli ithalat politikalarına dayanamayan ülkemizdeki polyester iplik üreticisi bir çok firma üretimlerini durdurmuştur. Piyasadan çekilen bu firmaların yarattığı boşluğu ne yazık ki ithalat doldurmuştur. Bu kayıpların ülkemiz endüstrisine maliyeti de çok ciddi seviyelerde olmuştur. Ülkemizin son üç yıldaki Polyester POY ithalatı 2015 için 153 bin ton ,2016 için 194 bin ton ,2017 için 232 bin ton , Polyester Teksture İplik ithalatı da 2015 yılında 297 bin ton ,2016 için 295 bin ton,2017 için de 295 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Bu güne kadar uygulanmakta olan önlemler kesin ithalat düşüşü getirmemiştir. Bu süreçten ciddi zarara uğrayan yerli iplik ve elyaf üreticisi firmalar dampingli ithalatın önlenmesi için ulusal ve uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde çeşitli anti damping önlemleri için başvuruda bulunmuştur. Devletin bu başvuruları haklı bulması üzerine anti damping önlemleri uygulanmaya başlanmıştır. Bu defa uzak doğulu üreticilerden ithal edilen POY isimli ham ipliğin ülkemizdeki firmalarca teksture edilerek elde edilen polyester Teksture İplik isimli ürünün iç piyasaya satılmasıyla, bu ürünün doğrudan ithalatında devletin uyguladığı anti damping önlemleri etkisiz kılınmaya başlanmıştır. Bu durum yerli iplik üreticilerinin üretim kaybına yol açtığı gibi aynı zamanda devletin önemli miktarda vergi kaybına neden olmuştur. Bir yerli iplik üreticisi, dampingli ithalattan sonra, önlemlerin etkisiz kılındığı bu haksız fiilden dolayı üretim seviyesinin düşmesi iç Pazar kayıplarının artması nedenleriyle ortaya çıkan zararının giderilmesi, haksız ithalatın önlenmesi için uygulanan mevcut damping önlemlerinin etkinliğinin yeniden tesisi ve devletin uğradığı milyonlarca dolarlık vergi kaybının önlenmesi amaçlarıyla Ekonomi Bakanlığı'na bir Önlemlerin Etkisiz Kılınması başvurusu yapmıştır. Baş vuruda yer alan delil ve belgelerin ulusal ve uluslararası hukuk kurallarına uygunluğunun kabul edilmesi üzerine Ekonomi Bakanlığı 04.08.2017 tarihli resmi gazetede yayınlanan 2017/20 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi tebliği ile bir soruşturma başlatmıştır.
Soruşturma Başvurusu diğer yerli üretici tarafından da desteklenmiştir.
Söz konusu soruşturma ulusal ve uluslararası yargı denetimine açık olduğu için tüm yönleriyle ve hassasiyetle devam etmektedir. Yerli iplik üreticisinin başvurusu bir ilk değildir. Son da olmayacaktır. Gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerdeki üreticiler de haksız rekabetin önlenmesi için benzeri başvurular yapabilmektedirler. Dünyada sanayisini korumak isteyen ülkeler de uluslararası anlaşmalar ve ulusal mevzuatların izin verdiği şekilde benzeri önlemleri almaktadırlar. Dünya da yaşanan gelişmeleri göz önüne aldığımızda yerli üretimin korunması tüm ülkeler için bir lütuf değil bir zorunluluk haline geldiği görülmektedir.
Son seçimlerden sonra ekonomik liberalizmin kalesi olan A.B.D. de Başkan Trump'un çıkardığı kararnameler ile A.B ve Çin ile olan ticari ortaklık anlaşmalarını iptal etmesi ve yurt dışında bulunan Amerikan firmalarına Amerika da üretim yapmak için yaptırımlar uygulamaya kalkması hep kendi sanayisini korumak amacıyladır.
Yine A.B.D. ordusunda kullanılan askeri tekstil ürünleri ile bunların hammaddelerinin dahi Amerikan malı ve Amerika da üretilme mecburiyetinin bulunduğu göz önüne alınırsa ülke sanayilerini korumaya yönelik önlemlerin ne kadar incelikle ve etkinlikle uygulandığı daha iyi anlaşılır. Ayrıca A.B.D. tekstilin her türlüsü için ciddi teşvikler yürürlüğe koyarak pek çok yerli ve yabancı yatırımcıyı ülkesinde yatırıma çağırmaktadır. Geçtiğimiz günlerde A.B.D. Başkanı Çin,A.B.,Japonya Türkiye'nin çelik ihracatına önlem uygulanmasına dair kararnameyi imzalarken A.B.D. çelik üretim kapasitesinin ihtiyacı karşılamaya yetmediğini bilmekteydi. Ama A.B.D.nin sanayisini koruma için önlem kararnamesini imzalamıştır. Amerikalı üreticilere de dışa bağımlılığı azaltarak yerli üretimi arttırmak için pek çok teşvik verilmektedir. A.B.D. nin yanı sıra ,diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sanayi üretimlerini , istihdamı ve ihracatı artırarak ülke varlığını güvence altında tutmak amacıyla benzeri politikalar izlemektedirler. Diğer bir deyimle tüm ülkeler kendi sanayilerini durum ve bedeli ne olursa olsun korumak zorunda olduklarının çoktan farkına varmış ve bu amaçla geçmiş yıllara göre çok daha agresif tedbirleri çekinmeden uygulamaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz ülkelerin uygulamalarında dikkati çeken husus ise ülkeler sanayilerini korumaya karar verdiklerinde, sanayinin /sektörün iç talebi ne kadar karşıladığından daha fazla sektör'ün ülke için ne kadar stratejik olduğuna ve sektörde faaliyet gösteren yerli üretici firmaların haksız ithalattan gördüğü görebileceği zararı giderebilecek seviyede ve sürede önlem uygulamaya öncelik vermeleridir. Bu ülkemiz içinde geçerlidir. O nedenledir ki önemli stratejik ürünler ve sektörler için koruma önlemleri, ek vergiler, damping vergileri, kotalar gibi haksız rekabeti önleme mevzuatının enstrümanlar sıkça kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra dışa bağımlılığı azaltmak için Devletimizin de çok ciddi teşvikler verdiği bilinmektedir.
Soruşturma açıldıktan sonra ülkemizdeki POY kullanıcısı firmaların bir kısmı bir yandan yurt içi tedarikine yönelirken diğer yandan ise kendi hammadde tesislerini devreye almaktadır. Yeni tesisler kurulmaktadır. Bu gelişme bir yandan döviz tasarrufuna yol açması diğer yandan da yerli üretimde dışa bağımlılığı ortadan kaldırması nedenleriyle ülkemiz adına sevindiricidir. POY üretim maliyetinin %80 ine yakın kısmını Hammadde % 5 e yakın kısmını ise enerji oluşturmaktadır. Dolayısıyla uluslararası piyasalardaki hammadde fiyatları ve Döviz kurundaki değişim POY'un fiyatını doğrudan etkileyen temel sebeptir. Yerli hammadde üretimi toplam ihtiyacın ancak %15-20 sini karşılamakta olup yerli iplik üreticileri yerli hammadde kullanımına azami dikkat göstermektedir. Bu nedenle ülkemiz sadece var olan yatırımların ,üretim alt yapısının korunması için değil iplik, elyaf ve hammadde üretimin de de dışa bağımlılığı gidermek için önemli yatırımlar yürütmektedir. Ülkemizde bu güne kadar uygulamaya konan hiçbir önlem ihracat ve ihracatçıyı olumsuz etkilememiştir. Firmalar ihracatlarında D.İ.R. rejimi ve eşdeğer eşya rejimi hükümlerinden yararlanmaktadır. Son zamanlarda yaşanan olayları dikkate aldığımızda tüm tekstil sektörünün korunması giderek bir zorunluluk haline gelmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle bir POY savaşının başladığından bahsetmek kamu oyunu yanıltıcı mesaj dışında hiçbir gerçek hüküm içermemektedir. Uluslararası gelişmelerin çok karışık olduğu günümüzde
Yerli Sanayiinin entegre üretim
alt yapısının bozulmaması
İthalata dayalı sanayileşme politikalarının yaratabileceği sorunlara düşmeden hızla dışa bağımlılıktan kurutulmaya imkan verecek yatırım tedbirlerinin uygulanması Tüm tekstil sektörünün haksız rekabetten koruyacak tedbirlerin süratle alınması zorunludur. Bir yerli iplik üreticisinin baş vurusu ile başlayan önlemlerin etkisiz kılınması soruşturması halen devam etmektedir. Soruşturmanın sonuç tebliği en doğru hükmü içerecektir.

Facebook
Sayı: 1145 - Tarih: 17.04.2018
Yazarlarımız