Editörün Yorumu :
İstanbul Çevre Düzeni planı ve kentimize etkileri.. (2)
İstanbul Çevre Düzeni plandaki başlangıcından günümüze kadar olan süreci ve bu planın üst düzey merkez (İstanbul ) ve alt düzey kentler (Bursa ve Marmara bölgesindeki diğer kentler) yönetim ve yönlendirme amaçlı hazırlandığını geçtiğimiz hafta bu sütunlarda siz değerli okuyucularımız ile paylaşmıştık..
Bugün de mevzubahis planın dünyadaki küresel (neoliberal) politikalar doğrultusunda nasıl şekillendirilmek istendiğini bu planın gerek ülkemiz gerekse bölgemizde yaratacağı olumsuz etkiler konusundaki görüş ve düşüncelerimizi dile getirmeye çalışacağız..
İstanbul B.Şehir Belediyesi BİMTAŞ AŞ bünyesinde oluşturulan IMP (İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi) deki çeşitli çalışma gruplarından birisi de “ Ülke ve Bölge Planlama “ Grubudur.
Halen yürürlükteki mevzuata göre İstanbul B.Şehir Belediyesi yan kuruluşu olan BİMTAŞ AŞ nin ülkeyi ve bölgeyi planlama yetkisi yoktur..
Ülkemizin fiziki planlarını ve bölge planlarını yapma yetkisi (DPT ) Devlet Planlama Teşkilatının görev alanındadır..
Kaldı ki bugüne kadar DPT çeşitli sebeplerle bu planları da yapmamış veya yapamamıştır.. Ancak çeşitli kalkınma planları, plan stratejileri ve AB uyum dökümanlarında ülke, bölge ve havza planlaması konularında görüş ve düşünceleri yer almıştır..
İstanbul B.Şehir Belediyesi bünyesindeki BİMTAŞ AŞ. de ülkemiz mevzuatında bulunmayan bir yetkiyi kullanmak üzere bu şekilde bir birimin kurulmuş olması akla ister istemez bu birimin küresel sermayenin ülke ve özellikle de Marmara Bölgesindeki projelerinin önünü açmak için mi kurulduğu sorusunu akla getirmektedir..
Mevzubahis Çevre Düzeni Planı incelendiğinde İstanbul küresel sermayenin şemsiyesi altında üst düzey bölgesel bir kültür, turizm, ticaret ve finans merkezi olarak planlanırken, Bursa ve Marmara Bölgesindeki diğer kentlerin de İstanbula lojistik destek sağlayan, kirletici sanayileri ve artan nüfusu absorve eden alt merkezler haline getirilmek istendiğini görüyoruz..
Esasen gerek 9uncu plan stratejisinde (2007-2013) ve gerekse diğer dökümanlarda AB nin de istekleri doğrultusunda Marmara Bölgesinin İstanbul merkezli planlanması yer almaktadır..
Ayrıca bu planlamanın yeni kurulmuş bulunan İstanbul Kalkınma Ajansı faaliyetlerine de alt yapı hazırlaması söz konusudur. ki bu husus İMPnin Ülke ve Bölge Planlama grubunun görevleri arasında olduğu yetkililerce açıkça ifade edilmiştir..
Nitekim İstanbul için hazırlanan İl Çevre Düzeni Planındaki stratejik hedefler ve plan kararları bizim bu görüşümüzü doğrular niteliktedir.
İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezinin (IMP ) koordinatörü sayın Prof.Dr. Hüseyin Kaptanın istifasına sebep olan küresel sermaye odaklı projeler (7 tünel, Dubai Kuleleri, Haydarpaşa Kuleleri, Galataport ve Zeyport projeleri ve 3. köprü vb. gibi) yeni çevre düzeni planında dış güç odakları ile merkezi idarenin baskısı sonucu yer almıştır..
İstanbul Çevre Düzeni Planı bir taraftan kendi içerisinde ulusal planlama, şehircilik, kentleşme ilke ve yaklaşımlarından uzak kalırken diğer taraftan da Marmara Bölgesinin değişik yerlerinde (güney aksında Bursa, Yalova, Çanakkale, Marmara denizi içi , doğu aksında Kocaeli, Sakarya ve batıda Trakyada) önemli stratejik ve operasyonel hedefler koymaktadır..
Gerek yukarıda saydığımız gerekse kentsel birçok projede hiçbir analiz ve sentez çalışması yapılmadan dış güç odakları ile merkezi idarenin isteği doğrultuda plana işlenmeleri çevre düzeni planını bütün Marmara Bölgesini İstanbul merkezli yerel ve küresel sermayenin rant alanı haline getirmektedir.
Planda İstanbula yeni sanayi öngörülmediği için nüfus projeksiyonlarında İstanbul için 16-17 milyon nüfus ile doygunluğa ulaşacağı planlanmaktadır..
Bu plan kararlarının açılımı ve diğer stratejik kararlardan İstanbul ve yakın çevresindeki mevcut ve yeni kurulacak sanayi tesislerinin desantralizasyonu (dağıtımı) gerekli görülmektedir..
Bu sanayinin ve buna paralel artan nüfusun öncelikli adresi de Marmara Bölgesindeki Bursa ve Trakya Bölgesi ile diğer irili ufaklı yerleşim birimlerimizdir..
Bundan en çok etkilenecek kentlerimizin başında da hiç şüphesiz kentimiz gelmektedir. Bursaya İstanbulun arka bahçesi rolü kendi kimliğinden tamamen koparıp İstanbulun interlandı niteliğine dönüştürecektir..
Kentimize başta sanayileşme olmak üzere son 30-40 yılda gelen iç ve dış göçler sebebiyle çarpık ve plansız yapılaşma büyük boyutlara ulaşmış, tarım alanları planlı veya plansız sanayi ve konuta açılmış, bunun neticesinde de teknik ve sosyal alt yapı sağlıklı kent standartların çok altında kalmıştır..
İstanbul Çevre Düzeni planının olumsuz etkileri ilk defa kendini Trakya bölgesinde göstermiş. İstanbulun 2006 tarihli Çevre Düzeni planındaki hükümler sebebi ile mevcut Trakya alt bölge Ergene Havzası Çevre Düzeni planı kullanılamaz hale gelmiştir..
Trakya Havzasındaki kalan tarım toprakları ile yer altı ve yer üstü su kaynaklarını korumak için kent yöneticileri ile 103 sivil toplum kuruluşu etkin bir mücadeleyi devam ettirmektedirler..
Kentimizde de İstanbul Çevre Düzeni Planı, stratejik hedef ve kararlarından en az etkilenmek için öncelikle mevcut Bursa 2020 çevre düzeni planı 2030 yılı öngörüleri dikkate alınarak yeniden hazırlanmalıdır..
Bu plan doğal, tarihi ve kültürel değerlerini koruyan, tarım alanları ile yer altı ve yer üstü su kaynaklarımızı ülkemiz ve toplumumuz yararına planlayıp Bursa ve Bursalılar için kullanan, Bursayı İstanbul kural ve kararlarına uyup pasif bir interlanddan ibaret görmeyen, insana saygılı, ekolojik dengeleri koruyan çevreci bir anlayış ve yaklaşımla hayata geçirilmelidir..
Kent yöneticilerimiz bizim Nilüferin kuruluş aşamasında yaptığımız gibi siyasi baskı ve yönlendirmelere karşı dik ve kararlı duruş sergilemeli hiçbir kişi ve kurum menfaati toplum menfaatinden önce gelmemelidir. Kentimize ait rantlar hiçbir şekilde küresel sermaye baronları ile onların yerli uzantılarına peşkeş çekilmemelidir..
Siyaset Kurumu ,üniversite, medya, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları vb. gibi toplum dinamikleri kendi aralarındaki siyasi ve dünya görüşü farklılıklarını bir kenara bırakarak Bursamızın değerlerini korumak adına organize olarak etkin bir mücadele başlatmalıdırlar..
Yazar :
Ziya
Güney Email :
guneyziya@gmail.com
|