Editörün Yorumu :
Milyonlarca “hüzün mongolu”
Dün gece televizyonda Nihat Gençi izliyordum. Ülke sorunları ile ilgili tespitlerinin arasında “Mutlu olmak, insanın yakınındadır. Fakir bile mutlu olmanın sürekli etrafında dolaştığını düşünür ve sürekli ona ulaşmak için çabalar. Bu uğraş, insanın doğasında vardır” deyiverdi.
Düşündüm… İnsanların çırpınışlarının özünde, sistemin dayatmaları ile huzursuzluklarının, beklentilerinin karşılanmamasından kaynaklanan panik ataklarının temelinde hep mutsuzluk var. Mutlu olmanın tarifi de çarpıklaştığı için, yakınımızda, hemen dibimizde olan mutluluğa ulaşamıyoruz. O kadar uzaklara taşıyoruz ki, mutluluk evini sonra bu eve gidebilmek için her türlü vasıta bizi oraya götürmez oluyor.
Mutlu olmak zor mu?
Göreceli bir soru. Kimin sorduğuna, niçin sorduğuna ve kime sorduğuna göre değişiyor.
Peki, mutlu olmak zorlaştırılabilir mi?
Bu ise somut cevabı olan bir soru: Evet!
Her geçen gün zorlaşıyor mutluluğumuz. İçi dolu bir sandık düşünün, her şeyle doldurduğumuz, git gide ağırlaşan bir sandık. İçine attığımız mutluluğu bulamaz oluyoruz gün geçtikçe. Üniversite okurken bir işe girmek isteyen çocuklar, şimdi işin sunduğu imkânlardan mutlu olmuyorlar. Gecelerini hayallerinin prensine ayıran kızlarımız, bulduklarında ortak hayata isyan ediyorlar. Son model arabasının tekerleğinde saklı mutluluklar tatmin etmiyor insanları bir süre sonra. En çok ihtiyacımız olan, yanı başımızda duran mutluluğu kendimizden uzaklaştırmak için elimizden geleni yapıyoruz.
Yüreğimiz kabarıyor, sıkıntılar içine düşüyoruz. Çünkü her mesafe, ittiğimizi bildiğimiz ama sapkınca sakinleştirici ilaçlarla ayrı kalmamızı sağlayan bir aracı olarak içimizdeki huzursuzluk ortamını besliyor. Bir süre sonra, buna bağımlı hale geliyoruz. Yedikçe doyduğunu bilmeyen mongollar gibi, hüzün mongolları haline geliyoruz.
Felçli bir insanı gözünüzün önüne getirin. Fizyolojik veya nörolojik bazı sebeplerden dolayı eskiden rahatlıkla uzandığı televizyon kumandasını görüp de alamayan bir felçli insan. Bir anda yeni hayatına alışmak zorunda kalan, zorunlu bir hüznü içinde yaşayan bir felçli insan… Şimdi bakıyorum herkes kendi duyguları yok yere felç geçirmiş gibi, hüzün mongolları halinde ortalıkta dolaşıyor.
İnme gelmiş bir toplum, küreklerle üzerine “beklenti” atılan insanlar kendi yarattıkları kargaşa ortamının ortasında bir ömrü hemen diplerinde duran “mutluluğu” yakalamak için geçiriyorlar.
Durmak ve yavaşlamak bazen en güzel çözüm olabiliyor. Düşünün sevgilinizle veya eşinizle yediğiniz yemekler arasında romantik olanı, durarak, sindirerek ve yavaş yediğiniz bir yemektir. Hiçbir zaman hızlı yemek restoranında ayakta birbirinize bakmadan yediğiniz bir yemeği romantik bir yemek olarak hatırlamazsınız.
Biraz durun ve yavaşlayın…
Şimdi soruyorum size, mutlu olmak zor mu?
Yazar :
Tolga
Yücel Email :
tolga@yucel.com.tr
|