Editörün Yorumu :
Ekonomiyi unuttuk, kamplaşmaya devam!
Son zamanlarda, referandum gündemi arasına sıkışmış bir şekilde gazetelerde yer bulsa da, dikkatini çeken için çok önemli bir haber aralardan kendini gösteriyor; “Krizde ikinci dip yaklaşıyor mu?”
CNBC-Enin haberinde “Hükümetlerin kemer sıkma tedbirlerini hızlandırdığı, bankaların stres testlerine tabi tutulduğu ve merkez bankalarının faizleri rekor düşük düzeylerde koruduğu piyasa ortamında, geçen 3 ayda borsa endekslerinde çift haneli düzeltme hareketi gözlendi. Son dönemde ABD ve Çinden gelen olumsuz verilere Euro Bölgesindeki borç krizi kaygısı da eklenince, piyasaların ekonomik durgunlukta ikinci dibi fiyatlandırdığına dair yorumlar da arttı. Credit Agricole Hong Kong Küresel Kur Stratejisi Başkanı Mitul Kotecha, “Avrupa ülkelerinin iflas riskine dair kaygılar dinse de, piyasa psikolojisi çift dipli durgunluğun fiyatlandırıldığına işaret ediyor” diyor.
Gluskin Sheffin başekonomisti David Rosenberg, ikinci dip ihtimalinin % 50nin de üzerinde olduğunu belirtti ve ekonomik durgunluğun geçen yıl itibariyle tam olarak sona ermiş olmayabileceğini kaydediyor.
Tüm bu gelişmelere kabineden iki ayrı açıklama geldi. Bunlardan birincisi Maliye Bakanı Mehmet Şimşek… Sayın Bakan krizi değerlendirirken, “Vatandaş parasını nerede saklıyor? Konut, altın, döviz, mevduat... Hepsi kriz öncesine göre iyi durumdadır” demiş. Küresel krizde ikinci bir dip noktası yaşama riskinin son derece düşük olduğunu belirten Şimşek, “Gelişmiş ülkelerin çok yavaş büyüdüğü bir dönemdeyiz, ama gelişmekte olan ülkelerin temelleri çok sağlam olduğu için küresel büyüme sağlıklı olmaya devam edecek” dedi.
İkinci açıklama ise Başbakan Yardımcısı Ali Babacandan… Sayın Bakan, 2010 için belirlenen yüzde 3,5luk ihtiyatlı rakamın çok üzerinde bir büyüme olacağını söylerken, resmi beklentiyi 2011 bütçesinin Meclise sunulacağı 17 Ekimde açıklayacağını belirtti. Babacan, küresel krizde konuşulan ikinci dip için de, “Kesinlikle hazırız” dedi.
Nedense gündemin arasına sıkışıyor “ikinci dip” tartışmaları…
Biz ise Ramazan falan dinlemeden birbirimizin gırtlağına asılıyoruz!
Yemin ediyorum, bıktım artık. Herkesin bir tarafa geçip oradan birbirine küfür etmesini izlemekten bıktım. Benim gibi siyasi angajmanı olmayan insanların dayatma altında kalmasından, özgür bir ortam beklerken yaşanılan mahalle baskılarından da bıktım.
Alt tarafı bir referandum… Bu kadar cepheleşme bittiğinde, hepimiz neye inanıyorsak inanmaya devam edeceğiz. Sanki bu dünya üzerinde yapılacak olan son seçim gibi davranmayın.
Ben daha güzel bir ülke hayal ediyorum. Siyasetçisi tartışabilen, iş adamı ülkesinin gelişmesi için fikir üreten, çalışanı kalkınma için ter döken, emeklisine saygı duyan, engellisinin ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçları sayan bir ülke hayal ediyorum.
Hayatta siyaset yapıyor diye, kendini bir şey görenlerin yerine, siyaset yapıyor diye, hizmet etmenin mutluluk verdiği idealistlerin olduğu bir ülke hayal ediyorum. Huzurlu, sakin, birbiri ile barışık insanların yaşadığı bir ülke de, hedef konulan “muasır medeniyetler”deki gibi insanların birbirinin sevap/günah meleği olmadığı, yaşamanın sıradan olduğu bir ülke istiyorum.
Yazar :
Tolga
Yücel Email :
tolga@yucel.com.tr
|