Haberin Tamamı :
SİVİL TOPLUM DİYALOĞU
Sivil toplum her ne kadar pek çok farklı şekilde tanımlanabilse de, kapsamlı bir tanımdan söz etmek gerekirse; iş piyasası aktörleri, bir başka deyişle sosyal ortaklar (sendikalar ve işveren federasyonları), sosyal ve ekonomik oyuncuları temsil eden kuruluşlar (örneğin, tüketici kuruluşları), sivil toplum kuruluşları (STKlar) ve toplumsal kuruluşlar; bir başka deyişle, vatandaşların yerel hayata ve belediye kararlarına tabandan gelen kuruluşlar aracılığıyla katılmaları (örneğin, gençlik ve aile dernekleri), dini topluluklar ve medya diye açıklanabilir.
Bu hafta sivil toplumdan söz etmemizin nedeni, yakın zamanda açılacak olan ve STKlarımızın proje fikirlerini uygulayabilmeleri için geri ödemesiz sağlayacağı mali destek olanağından ve ABnin sivil toplumu destekleme nedenlerini sizlerle paylaşmak.
2004 yılında, AB Konseyi tarafından onaylanmış olan Sivil Toplum Diyaloğu girişiminin temel amacı; AB üye ülkeleri ve Türk sivil toplumlarının arasında kapsamlı bir temas ve karşılıklı değişim kurmaktır.
Sivil toplum, katılım için öngörülen siyasi kriterlere uygun olarak, insan haklarının ve demokrasinin pekiştirilmesinde de kilit rol oynayacak.
Sivil Toplum Diyaloğu kapsamında; Avrupa Komisyonu fon imkanlarının büyük bir kısmı yurt dışındaki ortaklarla yakın işbirliği yapılmasını gerektiriyor.
Birçok sivil toplum kuruluşu yerel, bölgesel ve milletlerarası iletişim ağlarına entegre olmuş ve bu ağları çok çeşitli yenilikçi proje ve ortaklıklar için başarıyla kullanmaktadır.
Sivil Toplum Diyaloğu Projesi, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği tarafından yürütülmekte.
2007 yılında sona ermiş olan Sivil Toplum Diyaloğu I kapsamında 119 proje başarılı oldu ve bir kısmı halen devam ediyor.
Bursada da STD-I çerçevesinde pek çok başarılı proje gerçekleşti.
Belediyelerimiz, üniversitemiz ve işadamları derneklerimizden Bursaya katkı sağlayan ve uluslararası ilişkilerimize değer katan pek çok çalışma bu diyalog kapsamında oluştu.
Sivil Toplum Diyaloğuna yönelik proje etkinlikleri katılım müzakerelerine paralel olarak gerçekleşmeye devam ediyor.
4 Eylül 2009 tarihinde açılan “Sivil Toplum Diyaloğu – İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” Hibe Programı, İstanbul için önemli bir açılımı da beraberinde taşıyacak.
İstanbul, 2006 sonunda AB üyesi olmayan ülkeler kategorisindeki ilk başkent olarak, Almanyadan Essen ve Macaristandan Pécs ile birlikte 2010 için üç Avrupa Kültür Başkentinden biri ilan edildi.
Avrupa Komisyonu bu girişime, Katılım Öncesi Yardım Fonları çerçevesinde, “Sivil Toplum Diyaloğu – İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” başlıklı hibe programı ile destek veriyor. Programın koordinasyonu, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından yürütülüyor.
Program kapsamında İstanbulun kültürel mirasını ve kapasitesini ortaya koyması için, kültür ve sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına toplam € 1.578.900 hibe desteği sağlanacak. Sivil Toplum Diyaloğunun ruhuna uygun olarak, tüm projeler Avrupa Birliğinden ortaklarla uygulanacak.
Sivil Toplum Diyaloğunun ana hedefi, gelecekteki genişlemeyle birlikte ortaya çıkacak fırsatları ve zorlukları ele alarak, AB ve aday ülke kamuoylarını daha iyi bilgilendirmek.
ABGS tarafından yakın zamanda açılması planlanan Sivil Toplum Diyaloğu II, Bursadaki sivil toplum temsilcilerine Kültür & Sanat ve Tarım & Balıkçılık konularında Avrupalı ortakları ile proje fikirlerine mali destek almasına olanak sağlayacak.
Avrupa Komisyonu ve Türkiye Cumhuriyeti arasında devam eden katılım müzakereleri üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Türkiyedeki reform sürecini desteklemek, ikinci bölüm katılım müzakerelerinin çerçevesini belirlemek, üçüncü bölüm ise Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği arasında sivil toplum aracılığıyla politik ve kültürel diyaloğu geliştirmektir.
Yakın zamanda açılması beklenen Sivil Toplum Diyaloğu II kapsamında proje fikri olan STKların hazırlayacakları projeler ile, Türk vatandaşları AByi ve AB ise Türkiyeyi tanıma olanağına sahip olacak.
Bu sayfada sizlerle paylaşacağımız Kültür & Sanat ve Tarım & Balıkçılık konularındaki Teklif Çağrısına uygun proje fikirlerinizi şimdiden bizlerle paylaşmanız, projenizin geliştirilmesine ve mali destek alarak yürütülmesine katkı sağlayacaktır.
Gençler, Lizbon Stratejisini tartıştı...
Hemen hemen tüm Avrupa Birliği konulu haberlerin içinde kulağımızın çok alışkın olduğu bir başlık Lizbon Stratejisi.
Nedir?
AB neden bu Stratejiyi oluşturmuştur?
Neyi amaçlar?
Ve belki de en önemlisi bu Strateji Türkiye için önemli midir?
Tüm bu soruların yanıtlarını aramak üzere Avrupanın 8 ülkesinden (İtalya, Letonya, Lüksemburg, Malta, Polonya, Portekiz, Slovakya ve Türkiye) toplam 41 genç ve Türkiyeden katılan uzmanlarla, geçtiğimiz aylarda Lizbon Stratejisini yeniden tartışmaya açtı.
Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Başkanlığı Türkiye Ulusal Ajansı tarafından finanse edilen, Likya Gelişim ve Kalkınma Derneği tarafından organize edilen program, Alanyada Alanya Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde gerçekleşti.
Program, Türkiyede Lizbon Stratejisi hakkında düzenlenen ilk Gençlik Projesi olma özelliğini taşıyor.
Avrupa Birliğinin en önemli anlaşmalarından biri olan Lizbon Stratejisini, Türkiye Ulusal Ajansı, TÜBİTAK, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, İktisadi Kalkınma Vakfı ve Akdeniz Üniversitesinden katılan uzmanlar Lizbon Stratejisinin ana temaları olan Eğitim, Yenilik (Innovation), Çevre-Enerji ve İstihdam ve Türkiyenin bu başlıklardaki çalışmaları hakkında oturumlar gerçekleştirdi.
23-24 Mart 2000 tarihlerinde gerçekleştirilen Lizbon Zirvesinde ABnin, istihdamı güçlendirmeyi ve bilgi üzerine kurulu bir ekonomi çerçevesinde ekonomik reform ve sosyal uyumu gerçekleştirmeye yönelik yeni stratejisi (Lizbon Stratejisi) tanımlandı.
Lizbon Stratejisi ile Birliğin bilgiye dayalı, rekabet edebilir, gelişmiş bir işgücüne ve sürdürülebilir kalkınmaya dayanan bir ekonomiye sahip olması, yenilikçi faaliyetlerin güçlendirilmesi, sosyal güvenlik ve eğitim sistemlerinin modernleştirilmesi amaçlanıyor. Strateji kapsamında, 2002 yılına kadar tüm okulların internet bağlantısının sağlanması, 2003 yılında temel kamu hizmetlerinde elektronik ortama geçilmesi ve 2010 yılında istihdam oranının yüzde 70 düzeyine çıkarılması gibi üye ülkelerin istihdam, eğitim ve bilgi teknolojileri alanlarında 10 yıllık bir sürede ulaşmaları gereken hedefler belirlendi.
Tüm bu hedefler kapsamında Gençlik Lizbon Stratejisinin Neresinde? ve Lizbon Stratejisi kapsamında Türkiyede gerçekleştirilenlerin neler olduğu yaygın eğitim metotlarıyla hazırlanmış atölye çalışmalarına tartışıldı.
İçinde bulunduğumuz yıl olan 2009un Avrupa Birliği Yenilik ve Yaratıcılık Yılı olması nedeniyle de anlam kazanan bu proje, Avrupa Birliğinin 2000-2010 yılları arasında sosyal, ekonomik ve politik açıdan yol haritasını oluşturan ve 2010-2019 yılları süresince de devam edecek olan Lizbon Stratejisi konusunda gençlerin farkındalıklarını arttırarak geleceğin potansiyel karar vericileri olarak sürece aktif şeklide dahil olmalarını hedefliyor.
41 gencin aktif olarak katıldığı çalıştaylar ve raporlamadan çıkacak sonuçları sizlerle başka bir yazımızda paylaşmak dileğiyle...
Sayı :
699 / Tarih :
29.09.2009 |