Editörün Yorumu :
Bekleyişler ve 2012
Üretim miktarıyla fiyatların çarpımı nominal GSYİHyi belirler. Diğer bir deyişle nominal yani parasal GSYİHyi ya üretim miktarı çarpı fiyatlar genel düzeyi belirler. Ancak bu şekilde üretilen ister nominal isterse reel üretim miktarının satılabilmesi karşısında bir talebin olmasını gerektirir. Talep de büyük ölçüde TL arzı tarafından belirlenir. Yani MB ekonomiye yeterli miktarda TL vermezse kapalı bir ekonomide üretilen mal ve hizmetlerin tamamı satılamaz. Stoklarda artış olur. Ülkemiz dışa açık bir ekonomidir. Dolayısıyla yurt içinde satılamayan mal ve hizmetlerin ihraç edilme şansı vardır.
Ancak ülkemizin dış pazarını oluşturan ülkelerde işler şu anda pek de iyi gitmemektedir. Belki ileride gidebilir.
AB bünyesinde yaşanan kriz nedeniyle ülkemizin ABye yönelik ihracatı bir taraftan ABdeki krizin bir an önce bitmesine diğer yandan da TLnin değer kaybı nedeniyle rekabet gücü artan ürünlerimizin AB Ülkelerine bir şekilde satılmasına bağlıdır. Umarız ki Merkolozy politikası olumlu sonuçlar verir.
Biz yine yurtiçine dönelim. Yurtiçindeki malların satışı için gerekli para, görünüşte MB tarafından sağlanmaktadır. İşin aslına bakarsanız, MB politika faiz oranlarını ve buna ilave olarak borç verme faiz oranını belirlediği için söz konusu oranlarda MB, özel sektörün ve bankaların istediği parayı vereceğini ilan etmektedir. Yani MB faiz oranlarını belirlediği sürece belirlenen faiz oranlarından özel sektör ve bankalar MBden istediği kadar parayı çekebilmektedirler. Bu arada MB para arzının miktarını da etkilemek istediği için hem politika faiz oranını hem de yüzde 12,luk borç verme faiz oranını birlikte kullanmaktadır. Yani yüzde 5,75 politika faiz oranında son zamanlarda piyasanın talep ettiği kadar piyasaya para vermemektedir. Böylece faiz oranları politika faiz oranı ile yüzde 12,5luk borç verme faiz oranı arasında bir yerde dalgalanmaktadır. İşin aslına bakarsanız ülkemizde 2001 yılından beri para arzının belirlenmesinde MBnin konumu pasifti. Bunun bir diğer ifadesi ekonomideki para arzını belirleyen MB değil, bizzat piyasanın kendisiyoi. Hal böyle olunca MB hem büyüme artışının hem de fiyat artışının gerektirdiği para arzını pasif bir şekilde arttırmaktaydı. İster ekonomik büyümenin gerektirdiği isterse fiyat artışlarının gerektirdiği ilave para miktarını MB ilan ettiği politika faiz oranını yükseltmediği müddetçe özel sektöre ve bankalara vermek durumundaydı.
Ancak yinelersek, son aylarda MB politika faiz oranı ve borç verme faiz oranının yanı sıra doğrudan miktar kısıtlamasını başlatmıştır. Yani belirlediği politika faiz oranı üzerinden bankalara onların istediği kadar parayı vermemekte onun yerine bankalara eşit miktarda (tayınlayıcı bir şekilde) para satmaktadır. Bu yeni bir durumdur.
Böylece MB, bir yandan paranın fiyatını belirlerken diğer yandan da kısmen miktarını da belirlemektedir. MBnin bu yeni politikasının sonuçları gecikmeli olarak 2012 yılında ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla 2011 yılının Kasım ayında ortaya çıkan ve Aralık ayında da devam edeceği beklenen yüksek ÜFE ve TÜFE artışları ve ekonomik büyüme hızının 2012de de devam edeceğini beklememek gerekir. Çünkü MBnin paranın fiyatının yanı sıra bizzat miktarının da kontrollü bir şekilde arttırma girişimi 2012 yılında fiyat artışlarını ve büyümeyi mutlaka frenleyecektir.
Burada özel sektöre de önemli bir görev düşmektedir. Şöyle ki 2011 yılındaki enflasyon rakamlarına bakarak uyarlayıcı bir şekilde 2012 enflasyon bekleyişlerini kendilerini ayarlarlarsa 2012 yılında satışlarında dolayısıyla üretimlerinde önemli düşüşler yaşayabilirler. Çünkü MB, 2012 yılı için ilan edeceği enflasyon rakamları çerçevesinde özel sektörün ürünlerinin fiyatlarını oluşturmalarını isteyecektir. Bu yönde de gerekli açıklamalarda bulunacaktır.
Eğer ekonomik birimler bekleyişlerini MBnin istediği şekilde değil de adaptif (uyarlayıcı) bir şekilde 2011 yılı enflasyonuna göre oluştururlarsa ve AB sorunu bu şekilde devam eder de ihracat olanakları artmazsa özel sektör, yalnızca beklenti hatasından dolayı üretim kaybına uğrayabilir. Eğer firmalar bekleyişlerini başta MB Başkanı olmak üzere MB Yetkililerinin söylemleri, açıklamaları, raporları doğrultusunda oluştururlarsa o takdirde 2012 herkes için oldukça iyi bir yıl olabilir.
Yazar :
Prof. Dr. İlker
Parasız Email :
ilker@ekohaber.com.tr
|