Haber : 10.282 Yorum : 4.630 Yazar : 35 Sayı : 836   Sık kullanılanlara ekle Açılış sayfam yap  
Anasayfa Künye Abonelik Gazeteye Reklam İletişim
Gündem Kent Patent İnceleme Şirket Söyleşi Ekonometri Sektör Dünya Finans Yurt
Ahmet Özenalp
İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşverenler Kurul...
Bahri Şarlı
Başarı ve mütevazılık
Cevdet Akçakoca
KDV Tevkifat uygulaması
Erdem Saker
Kentleşmede sıkışık gecekondu riski...
Prof. Dr. Erkan Işığıçok
Paydaş gözüyle Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölges...
Prof. Dr. İlker Parasız
Beklenti uyuşmazlığı
Kemal Yamankaradeniz
Patent Başvuru Sayıları Gelişmişlik Göstergesidir
Meftun Tayan
İnşaatlar neden sahipsiz?
Dr. Mevci Ergün
Türk Borçları Kanunu Düzleminde Sözleşmeler
Prof. Dr. Dr. Mustafa Cebe
Kalite kavramı bilim ve teknolojik gelişmelere p...
( Yüksek Kimyager, Uygulamalı İstatistikçi, Yüksek Öğretmen ve Finansmancı )
Mustafa Karagöz
HAFTAYA BAKIŞ
Sercan Uslubaş
Bir marka yolculuğu
Tahsin Ardıç
Bursanın ilk ve tek ekonomi gazetesi
Yalçın Aras
Ben şaşırdım siz şaşırmayın
Yılmaz Ardıç
Yeni yıl, yeni yüz, tecrübeli bir heyecan
Ziya Güney
Dünya kentlerinde iklim değişikliği eylem planları...
17 Mayıs 2012
 
Prof. Dr. Dr. Mustafa Cebe
( Yüksek Kimyager, Uygulamalı İstatistikçi, Yüksek Öğretmen ve Finansmancı )
Üretim fonksiyonlarında ve süreçlerinde teknoloji katkısı
  Üretim fonksiyonlarında ve süreçlerinde teknoloji katkısı Üretim sözcüğü; soyut ve somut anlamlar içermektedir. Sanal ve gerçek yaşamda, maddesel yapı içermeyip sadece mutlak hayal gücü yaratıcılığıyla oluşturulmuş, eğlence, eğitim veya sosyal akti...

mcebe@uludag.edu.tr     -    Sayı : 819    /   Tarih : 17.01.2012

« HABERİ GÖNDER    EDİTÖRÜN ARŞİVİ »

Editörün Yorumu :
Üretim fonksiyonlarında ve süreçlerinde teknoloji katkısı



Üretim sözcüğü; soyut ve somut anlamlar içermektedir. Sanal ve gerçek yaşamda, maddesel yapı içermeyip sadece mutlak hayal gücü yaratıcılığıyla oluşturulmuş, eğlence, eğitim veya sosyal aktivite amaçlı bir senaryo da esasen yazın türünde bir üretimdir. Ne var ki soyut niteliklidir. Ama toplum ve bireyler için bu tür üretimin gereği tartışmasızdır. Fiziksel mevcudiyeti ve bütünlüğü söz konusu ürün üretimi ise, özellikleri gereği değişik temel bilim yasalarına dayalı ve birbirini izleyen üretim süreçleri (prosesleri) silsilesi uygulanarak gerçekleştirilmektedir. Bu tür üretim, somut niteliklidir ve yazımızın asıl konusudur. Üretimin her aşamasında, ürün bileşenlerine ait maddesel ortamlar üzerinde; ölçülebilir fiziksel ve kimyasal özellikler, izlenebilir kalite ölçütleri, bunların her biriyle ilgili fiziksel ve kimyasal mükemmellik düzeyleri ve dolayısıyla bu düzeylere ulaşılabilirlik dereceleri önemsenmektedir. Üretimi sürdürülen ürünlerin tüketiciye sağlayabilecekleri maksimum fayda boyutlarının hedeflerine ulaşması işletmelerin başarı ölçüsü, birim ürün toplam maliyet düzeylerinin düşüklüğü ise işletmelerin karlılık ölçüsü belirleyicisidir. Sosyal ve ekonomik değişim ivmesi artış yönünde seyretmeyen toplumlarda, klasik bir üretim işletmesinde belirtilen bu iki olumlu ekonomik parametrenin öngörülen sınır değerlerini aşabilmesi; işletmenin sürekliliği, müşteri gereksiniminin karşılanması ve işletme karlılığı yönünden, yatırımcıyı mutlu kılmada yeterlidir. Ancak, gerek dünya ölçeğinde benzer ürünlerin üretim aşama ve yöntemleri, gerekse toplumların tüketim alışkanlıkları, aralarında benzerlik göstermekle birlikte sürekli değişime uğramaktadır. Geniş ölçekli rekabet ortamını yansıtan bu değişime paralel biçimde, aynı ürün grubuna yönelik talep fonksiyonlarının farklılaşarak hızla homojenleşme eğilimi göstermeleri, pozitif bir gerçektir. Bu durum; işletme yönetimlerini, sadece ellerindeki mevcut üretim standartlarını korumalarıyla yetinmeyip, ürün çeşitliliği ve kalite yükseltilmesi amacıyla bilimsel ve teknolojik araştırma girişimlerine zorlamaktadır. Böylece elde edilen deneysel ve teorik verilerin kaliteyi artırıcı ve sürekli biçimde uygulanabilirlikleri mümkün olabilmektedir. Belirtilen tüm bu gelişmeleri, Toplam Kalite Yönetimi (TKY) ve üretim süreçleri akışı içinde görevli işgören kesimleri; ara teknik eleman ve özellikle spesifik alanlı üretim mühendisleri üstlenmektedir. Üretim fonksiyonu; bilindiği üzere, genel iktisat ilkeleri uyarınca sermaye, işgören ve hammadde girdileri şeklindeki üç temel değişkenden oluşmaktadır. Bu değişkenlerden esasen sermaye ve işgören parametrelerinin değişim aralıkları sınırlıdır ve belirli zaman dilimlerindeki nicel değişim miktarları oldukça düşüktür. Dolayısıyla söz konusu işletmede belirli dönem için bu iki değişkenin nicel büyüklükleri sabit kabul edilebilmektedir.

Çünkü, sıradan bir adi şirket veya kurumlaşmış işletmede, işgören niteliği ve sayısı; gün, ay ve belki de yıl mertebesinde bile kolayca değişim gösterememektedir. Benzer durum, işletmedeki üretim artışı ve üretim çeşitlendirilmesi amacıyla arttırılan yatırım sermayesi miktarı ve bu yönde yapılan işlem sıklığı için de geçerlidir. Böyle bir fonksiyonel yapı; emek ve sermaye faktörlerinin belli zaman aralığında, değişmez kabul edilebilirliği nedeniyle, işletmenin miktarca üretim hacmi, ürün kalite düzeyi, birim ürün maliyeti ve giderek karlılığı üzerinde, sadece hammadde girdi miktarının ve kimyasal niteliklerinin etkili olabileceğini öngörmektedir. Kaldı ki, çoğu işletmede süreçlerin kısmen de olsa değişimini zorunlu kılacağından, yönetim tarafından hammadde türünün bile sıklıkla değişimine kolayca karar verilememektedir. Böyle bir fonksiyonel sınırlama; serbest piyasa koşullarında yukarıda belirtilen bilimsel ve teknolojik gelişimli üretim süreçlerinin sağladığı olanaklarla tamamen örtüşmemektedir. Belirli bir üretim işletmesinde, zamana bağımlı dinamik ve gerçeği yansıtan üretim fonksiyonu; üretim teknolojilerinde,üretim yöntemlerinde, üretim süreçlerinde ve işletmenin fiziksel olanaklarında sağlanabilir tüm olası artış ve yenilikleri kapsamalıdır. Bu amaçla, tüm üretim birimlerindek, işgörenlerin, özellikle teknik elemanların ve üretim birimlerinde yönetici konumundaki mühendislerin üretim teknolojilerine ait eğitim durumlarındaki kalite düzeyi artışlarının nicel karşılıkları, üretim fonksiyonunda ikincil değişkenler olarak yer almalıdır. Böylece; kısa dönemli üretim maliyetlerinin, üretim miktarlarının, ortalama ve marjinal ürün tahminlerinin teknolojik gelişmelerle olumlu yönlerde düzey artışları gösterebileceği gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya konabilecektir.



Yazar : Prof. Dr. Dr. Mustafa   Cebe       Email : mcebe@uludag.edu.tr

 

Powered By VİTAL TEKNOLOJİ
Hosting Server Web Tasarımı Sunucu
 
Copyright © 2010 Ekohaber Adres: Tophane Meydanı Kale Sokak No: 2/A BURSA
Telefon: 0 224 223 29 29 (pbx)   Fax:  0 224 223 47 48    E-mail:  ekohaber@ekohaber.com.tr