Haber : 10.282 Yorum : 4.630 Yazar : 35 Sayı : 836   Sık kullanılanlara ekle Açılış sayfam yap  
Anasayfa Künye Abonelik Gazeteye Reklam İletişim
Gündem Kent Patent İnceleme Şirket Söyleşi Ekonometri Sektör Dünya Finans Yurt
Ahmet Özenalp
İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşverenler Kurul...
Bahri Şarlı
Başarı ve mütevazılık
Cevdet Akçakoca
KDV Tevkifat uygulaması
Erdem Saker
Kentleşmede sıkışık gecekondu riski...
Prof. Dr. Erkan Işığıçok
Paydaş gözüyle Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölges...
Prof. Dr. İlker Parasız
Beklenti uyuşmazlığı
Kemal Yamankaradeniz
Patent Başvuru Sayıları Gelişmişlik Göstergesidir
Meftun Tayan
İnşaatlar neden sahipsiz?
Dr. Mevci Ergün
Türk Borçları Kanunu Düzleminde Sözleşmeler
Prof. Dr. Dr. Mustafa Cebe
Kalite kavramı bilim ve teknolojik gelişmelere p...
( Yüksek Kimyager, Uygulamalı İstatistikçi, Yüksek Öğretmen ve Finansmancı )
Mustafa Karagöz
HAFTAYA BAKIŞ
Sercan Uslubaş
Bir marka yolculuğu
Tahsin Ardıç
Bursanın ilk ve tek ekonomi gazetesi
Yalçın Aras
Ben şaşırdım siz şaşırmayın
Yılmaz Ardıç
Yeni yıl, yeni yüz, tecrübeli bir heyecan
Ziya Güney
Dünya kentlerinde iklim değişikliği eylem planları...
17 Mayıs 2012
 
Prof. Dr. Dr. Mustafa Cebe
( Yüksek Kimyager, Uygulamalı İstatistikçi, Yüksek Öğretmen ve Finansmancı )
Yıllık enflasyon oranı ve büyüme süreci ilişkisi
  Yıllık enflasyon oranı ve büyüme süreci ilişkisi Fiyatların genel seviyesinde, sabit veya ivmeli, fakat sürekli yükselmeler şeklinde oluşan enflasyon; kontrol ve denetim sınırlarını aştığında, ülkelerin ekonomik, siyasal ve sosyal sorunlarının teme...

mcebe@uludag.edu.tr     -    Sayı : 820    /   Tarih : 24.01.2012

« HABERİ GÖNDER    EDİTÖRÜN ARŞİVİ »

Editörün Yorumu :
Yıllık enflasyon oranı ve büyüme süreci ilişkisi



Fiyatların genel seviyesinde, sabit veya ivmeli, fakat sürekli yükselmeler şeklinde oluşan enflasyon; kontrol ve denetim sınırlarını aştığında, ülkelerin ekonomik, siyasal ve sosyal sorunlarının temel nedeni olmaktadır. Diğer taraftan, enflasyon; büyüklüğü ölçüsünde, işletmelerin süreklilik ve karlılıklarının göstergesi durumundaki mali tablolarını berrak, anlaşılır ve net belirteç (indikatör) olmaktan uzaklaştırarak, bunları karmaşık, anlaşılması zor ve yorumlanması olanaksız rakamsal yığınlara dönüştürmektedir. Bu durum; işletmeleri fiktif kazançlar üzerinden vergilendirilmeye zorlama dışında, esasen işletmelerin yatırımlarıyla ilgili geleceğe yönelik öngörü, plan ve program yapmalarını engellemekte ve yaptıkları tahminlerini gerçekleşebilir sonuçlardan oldukça saptırmaktadır. Yıllık enflasyon oranları doğru değerleriyle belirlendiğinde, enflasyon muhasebesinin kabul görmüş ve benimsenen teknik ilkeleriyle, işletme bilançolarındaki kalemler üzerinde ortaya çıkan ek yükler hesaplanabilmekte, dolayısıyla limit değere taşıma (ekstrapolasyon) ve öteleme işlemleriyle, işletmelerin vergi yükleri gerçek değerlerine indirgenebilmektedir. Fakat ülke ekonomilerinde yaşanan bu türden gelişmelerdeki temel ve ağırlıklı sorun; enflasyon oranının asıl kendisidir ve devamında belirli değeri aşması durumunda, ülke ekonomisini karakterize eden parametrelerin her biri üzerinde oluşturacağı farklı olumsuz etkiler ve bunların şiddetleridir. Ülke ekonomilerinde yıllık enflasyon oranlarının hizmet, tarımsal ürün ve sınai üretim sektörleri üzerindeki etkileri, dönemsel olarak nitel ve nicel anlamda farklılıklar göstermektedir. Günümüzde uygun istatistiksel ilke ve yöntemlerin uygulanmasıyla gerçekleştirilen ekonometrik analizler yapılarak ülkelerin değişik kalemlerdeki yıllık enflasyon oranları ile büyüme oranları arasındaki nedensellik ilişkileri belirlenebilmektedir. Söz konusu bu iki ekonomik unsur arasındaki bağımlılıklar sayısal ölçeklere dönüştürülebilmektedir. Değişik ülkelerin bireysel veya ortak noktaları gözetilerek oluşturulan grupları üzerinde, belli dönemler için gerçekleştirilmiş istatistiksel analizlerin ortaya koyduğu sonuçlar göstermektedir ki enflasyon oranları; esasen ülkelerin sosyal, siyasal ve diğer ekonomi düzenleyici bazı unsurlarının bileşke fonksiyonel ürünüdür. Fakat enflasyon oranları; değişken nitelikleriyle ve mevcut büyüklükleriyle, bu unsurları da farklı düzeylerde etkileyebilmektedir. Enflasyon baskısıyla, sözü edilen unsurlar üzerinde oluşan bu olumsuzluklar; belirli düzeyleri aştığında, ülkenin ekonomik büyümesini gözardı edilemez ölçülerde frenleyebilmektedir. Nitekim, yapılan araştırmalar; ülkemizde de değişik dönemlerin ekonomi düzeylerini karakterize eden ve kritik değerlerinin üzerlerinde gerçekleşen enflasyon oranlarının, özellikle tarım ve sınai üretim sektöründeki büyüme oranlarındaki artış miktarlarını olumsuz etkilediğini göstermektedir. Değişik araştırma sonuçlarını içeren kaynaklar; Cumhuriyet Döneminde, özellikle son 30 yılda oluşan enflasyon oranlarının, yıllara ve sektörlere göre tahminlenen kritik değerleri üzerinde gerçekleşmesiyle, tarım ve sınai üretim sektörlerinde büyüme hızını düşürücü etki yapmıştır. Hizmet sektöründe durum daha farklı seyretmiş olup, büyüme oranını olumsuz yönde etkileyen kritik enflasyon oranı; diğer sektörlere kıyasla daha yüksek değerlere kaymıştır. Öyle ki, hizmet sektöründeki ekonomik büyüme ile enflasyon arasındaki bağımlılık dengesinin iki yönlülük özelliği, diğer sektörlerdekine kıyasla daha etkin olmuştur. Bunun nedeni; hizmet sektörünün öngördüğü ihtiyaç türlerinin, diğer sektörlere oranla daha ikincil türden özellik taşıması ve hizmet alan kesimin reel gelirinin, diğer iki sektördekinden daha yüksek olmasıdır. Böylece enflasyon oranının kritik değeri, hizmet sektöründeki büyümeye katkısında, diğer iki sektöre kıyasla daha yüksek değerlere uzanmaktadır. Enflasyonun büyüme üzerindeki pozitif etkisi, zorunlu tasarrufu arttırabildiği kritik noktaya kadar sürmektedir. Tasarruf eğilimi ise, Mundell-Tobin etkisine göre sermaye birikimine yönelik portföy hareketlerine hız kazandırmaktadır. Bu yönelme; yatırıma dönük olabildiği ölçüde, ekonomik büyümeye katkı göstermektedir. Ne var ki; ekonomik parametrelerin belirlediği enflasyon oranı kritik değeri, sadece yaşanan dönemle ilgilidir. Yeni koşullarda, ülke ekonomisindeki büyümeye olumlu katkı gösteren enflasyon oranının kritik değeri değişmektedir. Kritik değerin aşılmasıyla, enflasyon oranının büyüme fonksiyonu üzerindeki etkisi, yön değiştirerek olumsuzlaşmaktadır. Enflasyon dinamiğinde, kredi ve mevduat faizleri, döviz kurları, bütçe açığı, dış ticaret ve cari açık, reel ücret artışları gibi ekonomik parametrelerdeki değişimler; hem enflasyon oluştururlar, hem de kararlı seyretmeleri için üzerlerinde müdahale gerektirmektedirler. Yönetimlere düşen görev, çok değişkenli enflasyon oranı fonksiyonunu değişkenler yönünden sürekli ve doğru irdeleyerek, ekonomideki büyümeyi, ülke koşullarının elverdiği ölçüde maksimize edebilmektir. Basında rastlandığı biçimiyle, bazı ekonomik gösterge verilerinin gün akışında sadece rakamsal tekrarlarının, bu tür köklü irdeleme ve yorumlara katkı gösterdiğini savunmak fazla iyimserliktir.



Yazar : Prof. Dr. Dr. Mustafa   Cebe       Email : mcebe@uludag.edu.tr

 

Powered By VİTAL TEKNOLOJİ
Hosting Server Web Tasarımı Sunucu
 
Copyright © 2010 Ekohaber Adres: Tophane Meydanı Kale Sokak No: 2/A BURSA
Telefon: 0 224 223 29 29 (pbx)   Fax:  0 224 223 47 48    E-mail:  ekohaber@ekohaber.com.tr