Haber : 10.282 Yorum : 4.630 Yazar : 35 Sayı : 836   Sık kullanılanlara ekle Açılış sayfam yap  
Anasayfa Künye Abonelik Gazeteye Reklam İletişim
Gündem Kent Patent İnceleme Şirket Söyleşi Ekonometri Sektör Dünya Finans Yurt
Ahmet Özenalp
İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşverenler Kurul...
Bahri Şarlı
Başarı ve mütevazılık
Cevdet Akçakoca
KDV Tevkifat uygulaması
Erdem Saker
Kentleşmede sıkışık gecekondu riski...
Prof. Dr. Erkan Işığıçok
Paydaş gözüyle Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölges...
Prof. Dr. İlker Parasız
Beklenti uyuşmazlığı
Kemal Yamankaradeniz
Patent Başvuru Sayıları Gelişmişlik Göstergesidir
Meftun Tayan
İnşaatlar neden sahipsiz?
Dr. Mevci Ergün
Türk Borçları Kanunu Düzleminde Sözleşmeler
Prof. Dr. Dr. Mustafa Cebe
Kalite kavramı bilim ve teknolojik gelişmelere p...
( Yüksek Kimyager, Uygulamalı İstatistikçi, Yüksek Öğretmen ve Finansmancı )
Mustafa Karagöz
HAFTAYA BAKIŞ
Sercan Uslubaş
Bir marka yolculuğu
Tahsin Ardıç
Bursanın ilk ve tek ekonomi gazetesi
Yalçın Aras
Ben şaşırdım siz şaşırmayın
Yılmaz Ardıç
Yeni yıl, yeni yüz, tecrübeli bir heyecan
Ziya Güney
Dünya kentlerinde iklim değişikliği eylem planları...
17 Mayıs 2012
 
Prof. Dr. Dr. Mustafa Cebe
( Yüksek Kimyager, Uygulamalı İstatistikçi, Yüksek Öğretmen ve Finansmancı )
Küresel ısınma gelecekte elbette yaşamı tehdit eder niteliktedir
  Küresel ısınma gelecekte elbette yaşamı tehdit eder niteliktedir Özellikle geçen son üç yılda, ülkemizin de yer aldığı coğrafi kıtalar hissedilir şekilde kurak geçti. Yağış miktarları, bir kaç çeyrek yüzyılı kapsayan dönemlere dayalı istatistiksel v...

mcebe@uludag.edu.tr     -    Sayı : 818    /   Tarih : 10.01.2012

« HABERİ GÖNDER    EDİTÖRÜN ARŞİVİ »

Editörün Yorumu :
Küresel ısınma gelecekte elbette yaşamı tehdit eder niteliktedir



Özellikle geçen son üç yılda, ülkemizin de yer aldığı coğrafi kıtalar hissedilir şekilde kurak geçti. Yağış miktarları, bir kaç çeyrek yüzyılı kapsayan dönemlere dayalı istatistiksel verilerin ortalama değerlerinin altında kaldı. Yaz aylarında kuraklığa paralel olarak, oldukça sıcak günlere tanık olduk. Bu durum, doğal olarak kamu oyunun ilgi odağı oldu. Basında, asıl yetkili kişilerin ihtiyatlı ve gerçeği yansıtır beyanları yanında, toplumun bu konuya yönelik ilgisi nedeniyle, kendini bu konuda yetkili bulan kişilerce öne sürülen değişik haber ve yorumlarla, yoğun bilgi kirliliği yaratıldı. Özellikle insanoğlunun yaşamıyla ilgili konulara ilgi duymak, bu tür konular üzerinde bilgilenmek ve bu yönde ortaya çıkan ve çıkması olası problemlerin çözümlenmesinde doğrudan veya dolaylı düşünsel katkıda bulunmak, hak olmaktan öte insani görevdir. Ancak gelişigüzel ve gerçeği yansıtmayan türden bilgilendirmeler; toplum kesimlerinde, bilgi düzeyi açısından eksiklik yaşayan değişik yaş gruplarındaki bireyleri olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle doğayı ve doğa sistematiğini henüz kavrayabilme yaşına ulaşmamış, fakat düşünce jimnastiğine özenme ve başlama yaşındaki çocuklar bu tür bilgi kirlenmeleriyle, yazıktır ki hak etmedikleri şekil ve ölçülerde karamsarlıklara kapılmakta ve olayları açıklayabilmede kendi iç dünyalarıyla çatışmaktadırlar. Kaldı ki, geçen iki veya üç yılın aksine, bu yıl ülkemizdeki yağış miktarları, yıllara dayalı olarak tahminlenen ortalama değerlerinin çok üzerinde seyretmektedir. Gelecek birkaç yılda da yağış rejimi ve sıcaklıklar bu yılki düzeylerinde seyrettiğinde; küresel ısınma hız kesti, artış hızını azalttı, küresel ısınma yükselme yönündeki kararlılığından geçici bir süre vazgeçti, bu defa da küresel soğuma başladı mı denilecek? Bu denli yanlışlıklar yapılabilir mi? Tabiatıyla olması gerekli cevap asla! Öyleyse, söz konusu küresel ısınma olayıyla ilgili olarak, toplum kesimlerini bilgilendirmede izlenecek yol ve yöntemler; gözlemlenen veriler yönünden mutlak doğruları yansıtmalı, veriler üzerindeki olası hatalar bilimsel ve açıklanabilir istatistiksel sınırlarını asla taşmamalıdır. Küresel ısınma olayı, her birey ve daha da genişletilebilir şekliyle her canlı için beklenir doğa olayıdır ve boyutunun zamana bağımlı olarak artış göstermesi tartışılmaz gerçektir. Yer kürenin uzay hacmindeki koordinatlarına bağımlı olarak, yüzey değişimleri, katmanlarındaki jeolojik ve kimyasal dönüşümler ve ayrıca etrafını çevreleyen atmosfer tabakalarının nitelikleri zaman içinde değişik ölçülerde farklılaşmaktadır. Fakat bu değişim hızı çok yavaştır. Nitekim, bölgesel yağış rejimleri, sıcaklık artışları ve atmosferin kimyasal bileşenler yönünden farklılıklaşması gibi canlıların yaşam ve ömürleri açısından oldukça fonksiyonel özelliklere yönelik değişimlerin fark edilebilir derecelere ulaşmaları için, gerekli zaman dilimleri yüz yıllar mertebesine uzanmaktadır. Diğer bir anlatımla, insanoğlunun ömrü bu türden değişimlerin gözlenebilmesine yeterli olamamaktadır. Yer küresinin zamana bağımlı ortalama sıcaklık artış hızı, birkaç yüz yılda ancak 0.4-0.5 C derece mertebesindedir. Öyleyse son birkaç yıl içinde gözlenen sıcaklık artışları, klimatolojik ve meteorolojik bilim ilkeleriyle kolayca açıklanabilen, yıllara göre dağılım gösteren, beklenen istatistiksel verilerdir. Sadece bu sınırlı veriler irdelenerek küresel ısınmanın hızla arttığını savunmak, toplumu aşırı ve gereksiz ölçülerde telaşlandırmıştır. Basın kuruluşlarındaki haberci ve yorumcular; bu yıl gözlenen yağış ve sıcaklık düzeylerini özetler nitelikli istatistiksel veriler karşısında suskundurlar. Yazılı ve görsel basında küresel ısınma ile ilgili bilgilendirme amaçlı programlara bile rastlanmamaktadır. Ne var ki; düşük mertebeli hızla da olsa, küresel ısınma olayının giderek önemini arttırdığı gerçektir. Burada dikkatlerin odaklanması gereken nokta, zamanla ortaya çıkan olumsuz doğal olayların varlık ve seyirlerinin; abartılı varsayım içerikli program, günlük haber ve yorumlarla değil, sürekli ve gerçek verilere dayandırılarak topluma özümsetilmesidir. Tüm bu açıklamalar, esasen küresel ısınmanın geleceğe dönük olarak yaratacağı endişeleri düşük düzeylere indirgeme amaçlı değil, aksine gelişmelerin gerçek yönlerinin gelecek kuşaklar için önemliliğini vurgulamaktır. Nitekim, küresel ısınma olayını mutlak anlamda durdurmak olanaksız olduğundan, gözlenen hızının yavaşlatılmasında yeterli çaba gösterilmelidir. Aksine, gecikme durumunda, gelecekte yaşamı tehdit eder boyutlara ulaşan, giderilmesi ve çözümü olanaksız küresel ısınma problemiyle karşılaşmamız kesindir. Küresel ısınmada, yer küresinin zamanla kendi doğal değişimi yanında, dünya ölçekli reel sektörlerin faaliyet alanları gereği ürettikleri ve tüketicilere ulaştırdıkları her tür ürünün üretim ve tüketim aşamaları da etkilidir. Yanma ürünleri ve proses girdili kimyasal bileşenler durumundaki, özellikle CO2, CH4 ve kısmen de NO ve NO2 gazları; gösterdikleri farklı düzeyli sera etkileriyle, küresel ısınmada temel unsurdur. Bu gazların emisyonuna neden olan her üretim faaliyetinin, küresel ısınmayı arttırıcı yönde olumsuz katkı gösterdiği bilinmelidir.



Yazar : Prof. Dr. Dr. Mustafa   Cebe       Email : mcebe@uludag.edu.tr

 

Powered By VİTAL TEKNOLOJİ
Hosting Server Web Tasarımı Sunucu
 
Copyright © 2010 Ekohaber Adres: Tophane Meydanı Kale Sokak No: 2/A BURSA
Telefon: 0 224 223 29 29 (pbx)   Fax:  0 224 223 47 48    E-mail:  ekohaber@ekohaber.com.tr