Prof. Dr. Dr. Mustafa Cebe ( Yüksek Kimyager, Uygulamalı İstatistikçi, Yüksek Öğretmen ve Finansmancı ) |
Finansal krizleri önlemede
etkin çözümler üretilmelidir
|
Finansal krizleri önlemede
etkin çözümler üretilmelidir
Reel sektörün üretimlerini gerçekleştirdikleri ürünler nitel ve nicel anlamda çeşitlidir. Mevcut piyasa koşullarının genişlemesiyle, kendilerine özgü arz ve talep dengeleri doğrultusunda ürün... |
|
mcebe@uludag.edu.tr - Sayı :
812 / Tarih :
29.11.2011
« HABERİ GÖNDER EDİTÖRÜN ARŞİVİ » |
|
Editörün Yorumu :
Finansal krizleri önlemede
etkin çözümler üretilmelidir
Reel sektörün üretimlerini gerçekleştirdikleri ürünler nitel ve nicel anlamda çeşitlidir. Mevcut piyasa koşullarının genişlemesiyle, kendilerine özgü arz ve talep dengeleri doğrultusunda ürün çeşitliliği yelpazesi de giderek genişlemektedir. Üretim süreçlerinde (proseslerinde) gerek yeni ve geliştirilmiş teknolojik yöntemlerin kullanımları ve gerekse ürün geliştirmede gerçekleştirilen pozitif farklılaşmalar; global pazarlarda farkedilebilir ve kalıcı rekabet gücü yaratma yanında, ürünün ekonomik değeri üzerinde önemli katmadeğer artışları da sağlayabilmekte ve giderek ekonomik büyümede anlamlı katkılar oluşturabilmektedir. Reel sektörün üretim faaliyetleri arasında yer alan ürünlerin sağladığı ekonomik katma değer; ürünlerin bünyelerindeki hammadde ve yarı mamul maddeler için yurtdışına yapılan girdi giderleriyle, bunların tüketiciye arz değerlerini belirleyen satış fiyatları arasındaki mutlak farkla artmaktadır. Bu nedenle, ham ve yarı mamul maddelerin yurtiçinden sağlanması ve dolayısıyla hammadde ithalatı söz konusu olmaması sonucu girdi giderlerinin yurt içinde kalması; ürünlerle ilgili katma değerin de o oranda yükselmesine neden olmaktadır. Kaldı ki; bu durumda ürünün üretim başlangıcından itibaren izlenen fiziksel aşama ve gelişimlerine paralel biçimde artan maliyet değerleriyle, ürün üzerinde öngörülen karı da kapsayan satış fiyatıyla karakterize edilen ekonomik değerin tamamı yurtiçi üretim ve ekonomi unsurların ortak çaba ve katkılarıyla oluşmaktadır. Böylece; ürünün ekonomik katma değerinin tümü GSYİH büyüklüğü bünyesinde korunarak yer almaktadır. Doğal olarak yükselen GSYİH; hammadde tedarikçileri ve çalışanlarının, girişimci olarak tanımlanan sermaye yatırımcılarının ve özellikle emekleriyle katkı gösteren işgörenler gibi üretime doğrudan ve dolaylı katkı veren tüm kesimlerin refah düzeylerini yükseltmektedir. Reel sektörlerce gerçekleştirilen ürünlerin ekonomik değerleri, piyasa satış fiyatlarıyla karakterize edilmektedir.
Ürünün ekonomik değerini; standart iktisadi üretim fonksiyonlarının belirlediği birincil nitelikli ürün maliyet giderleri yanında, genel anlamda ikincil nitelikli olarak tanımlanabilen üretim yöntemleri, ürün tasarımlarını geliştirme potansiyelleri ve fonksiyonel çeşitlilikler de etkilemektedir. Ayrıca, tüketici gereksinimine ve kullanımına uyum sağlayabilen ve kullanım ömrünü uzatan teknolojik kalite içerikli faktörler de ekonomik değer üzerinde belirleyicidir.
Uluslararası rekabet gücüne dayalı serbest piyasa ekonomisinin ağırlık kazandığı küresel ekonomik faaliyetlerde, yukarıda belirtilen ikincil nitelikteki donanımlar; günümüzde piyasaya sunulan ürünü geniş pazar ortamlarında daha tercih edilir kılabilmekte ve giderek ekonomik değerini ikame veya benzer ürünlere kıyasla çok daha yükseltebilmektedir. Reel sektörlerin karşılaştıkları finansal krizleri sönümleme (absorbsiyon) süreçlerinde; üretim sisteminde ve üretimin akış debisinde gözlenen olumsuzluklar, üretim hızında hissedilen yavaşlama, imalat sektörü kapasite kullanım oranlarındaki hızlı düşüş, enflasyon artışı ve işgören istihdam oranlarının minimum düzeylerde seyretmesi söz konusudur.
İşte, finansal kaynak yaratmada ve finansal akış sürekliliği sağlamada ortaya çıkan bu tür olumsuzluklar karşısında, reel sektörün gösterebileceği direnç ve dayanma gücü potansiyelleri önemlidir. Sözü edilen potansiyeller; yeni ve yeterli finansal kaynak bulabilmenin yanında, değişim ve gelişimde dinamik nitelik taşıyan ileri düzeyli üretim teknolojilerini benimseme stratejileriyle ve bu yönde izlenecek politikalarla yaratılabilmektedir. Bu yöndeki hükümler şaşırtıcı değil, aksine gayet doğal ve beklenir sonuçlardır.
Çünkü piyasaya arz edilen bir ürünün satış potansiyeli; sahip olduğu kalite donanımına ve kullanım fonksiyonelliğine göre artacağından, finans piyasasının bu ürünü üreten sektör ve işletmeler üzerinde finansal destek yönündeki mevcut güvenleri, finansal kriz dönemlerinde de korunabilecektir. Bu nedenle, ABD orijinli, uzun yıllar rekabet gücü yaratmada egemen olan ve bu özelliğinin gereği ayrıntılı iş bölümü, seri hareket ve sürekliliğe dayalı ekonomik ve sosyal gelişim modeli olarak nitelendirilen Fordist kitle üretim sisteminden, son dönemlerde belirli ölçülerde sapılmıştır. Böylece ucuz mal üretimi benimsenerek maliyet ve satış fiyatı düşüklüğüne dayalı rekabet yerine, yaratıcılık ve değişen tüketici talebine hızlı cevap ilkelerine dayalı rekabet gücü oluşturma çabaları benimsenmektedir.
Reel sektörün karşılaştığı finansal krizlerin önlenmesinde, yeterli ve sürekli finansal kaynak yaratma potansiyeline oranla, üretim sektörlerinin üretim süreçlerinde etkin ve kalıcılığı sağlamada belirli sınır değerli teknolojik gelişmişliğe ulaşmışlıkları daha önceliklidir. Ülkemizde bu amaçla yürütülen yerel ARGE çalışmaları başlangıç aşamasındadır.
Özellikle mikroelektronik ve bilişim teknolojilerinde henüz yeterli düzeyde olamayışımız nedeniyle, reel sektör üretim süreçlerinde gelişmiş .ülkelerden teknoloji transfer edilmektedir. Oysa, OECD ülkeleri arasında yaygınlaştığı şekliyle, ülkelerin kalkınmışlık düzeyleri; ekonomik büyüme göstergeleri niteliğindeki fert başına milli gelir, ihracat potansiyeli ve GSYİH içindeki sektörel pay gibi parametreler ile üretim teknoloji düzeyleri arasındaki fonksiyonel bağımlılıkları belirten korrelasyon katsayılarıyla ölçülmektedir. Finansal krizlerden korunma ve bunları etkin biçimde sönümleme gücümüz, ulus olarak bu katsayıyı olabildiğince yükseltebilme ve 1e yaklaştırma becerimize bağlıdır.
Yazar :
Prof. Dr. Dr. Mustafa
Cebe Email :
mcebe@uludag.edu.tr
|