Editörün Yorumu :
Bazı istatistiksel veriler ekonomiyi belirlemede etkindir
TÜİK iki hafta önce, periyodik olarak yayınladığı ekonomiye dayalı istatistiksel veri kümelerini, belirlenen yeni değerleriyle kamuoyuna duyurdu. Bunlar arasında, kasım ayına ait, özellikle sanayi üretimi endeksinin zaman değişkenli seyri merakla bekleniyordu. TÜİK tarafından yapılan son açıklamalardan, sözü edilen büyüklüğünün bir önceki ay, ekim ayına göre %8.6 daraldığı açıklandı. Söz konusu endeksin bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla, göreli olarak %2.3 büyüklüğünde küçüldüğü gözlenmektedir. Sanayi endeksine ilişkin veriler; krizin ülkemiz sanayini etkilemeye başladığı 2008- Ekim ayına göre kıyaslandığında, diğer bir anlatımla, 2008- Ekim ayı sanayi endeksi 100 birim büyüklüğüyle kabul edildiğinde, geçtiğimiz 2009- Kasım ayına ilişkin sanayi endeksindeki küçülmenin %4 civarında olduğu anlaşılmaktadır. Ekonomik faaliyetleri ve ekonomik düzeyi belirlemede etkin parametrelerin başında sayılabilecek sanayi endeksinin, kriz dönemlerini içeren geniş zaman aralığında ağırlıklı ve reel sektör kesimlerini sarsıcı nitelikli düşme eğilimi gösterdiği açıktır. Nitekim TÜİKin yayınladığı; 2008 Ekim ayında başlayan ve 2009 Kasım ayına kadar uzanan dönemde, aylara göre değişim eğrisi incelendiğinde, sanayi endeksi verilerinin Şubat 2009da minimum düzeylere indiği görülmektedir. Fakat, belirli genlik büyüklükleriyle sinüzoidal değişimi anımsatır iniş çıkışlı salınımlar gözlense de, sanayi endeksi büyüklükleri genel seyrinin son iki çeyrek yıllık dönemde, ümitlendirici bir kanaatle, 100 birim olarak kabul edilen Ekim 2008deki başlangıç büyüklüğü civarında dolaştığı izlenmektedir. Öyle ki, sözü edilen endeks; karşılaştırmalara dayalı biçimde irdelendiğinde 2008 Ekim ayı büyüklüğüne yaklaşıyor görünümüyle, çoğu uzman sıfatlı kişide toparlanma sürecine girildiği kanaati uyandırmaktadır. Ne var ki, Vatandaş Ahmet; sanayi endeksi göstergelerindeki toparlanmanın beklenir ve pozitif doğrultulu izdüşümlerini henüz bireysel ölçekli kendi ekonomik yaşamında hissedememektedir. Bu da beklenir ve hiç de şaşırtıcılığı olmayan durum ve gelişme olarak değerlendirilmelidir. Çünkü ekonomi alanlı faaliyetlerde ortaya çıkabilecek iyi ve istenir yönlü gelişme ve düzelmeler; birincil sırada önemli olsa bile, örneğin sadece sanayi endeksi gibi tek parametrik göstergeye bağlı değildir. Göreli biçimde daha az etkin olmalarına karşın, söz konusu iyileşmelerde, farklı yüzdesel ağırlıklarla olmakla birlikte, birçok parametrenin katkısı vardır. Kaldı ki, değişken/fonksiyon çifti matematiksel ilişki içinde, sanayi endeksinin; değişken etkinliğiyle Vatandaş Ahmetin fonksiyonel nitelikli günlük ekonomik geçim koşullarını kolaylaştırma gücünü pozitif yönde ve fark edilebilir boyutlarda değiştirilebilmesi için belirli ve eşik değer nitelikli limit zaman dilimlerine gereksinim vardır. Sanayi endeksinin karakteristik belirleyici konumunda olduğu sektörlerin, kriz dönemlerinde inişli çıkışlı salınımlarla uzun süreli durgunluk (resessiyon) geçirdikleri ve kararlılıkta sürekliliklerini koruyamayan dönemler sergiledikleri açıktır. Kararsızlığı gidermede değişik ölçülerde siyasi yaptırımlar, iktisadi ve finansal tekniklere dayalı süreçler (prosesler) uygulansa da, etkisi günümüzde de süren finansal krizin olumsuz etkileri tamamen giderilememiştir. Fakat bu açıklamaların da yönelttiği şekliyle, ülkemizde siyasi, ekonomik ve eğitimi iyileştirme yönlü her türlü çabada sanayi endeksini yükseltme potansiyeli gözetilmelidir. Farklı bir deyimle, ülkemiz insanının refah düzeyinin arttırılmasında, sanayi endeksi parametresi ve bunun yüksek değerlere ulaşması mutlaka etkili olacaktır. Dolayısıyla, sanayi endeksi; ağırlıklı biçimiyle, ülkelerin topyekün ortaya koyabilecekleri anlamlı kalkınma hamlelerindeki verimlilik düzeylerini belirlemede etkin nitelikli karakteristik parametredir. Ekonomik yaşamın niteliğini biçimlendirmede, ülkeler boyutunda ekonomik kalkınma ve ekonomik büyüme düzeylerini belirlemede etkin, önemli değişken nitelikli bir diğer parametre istihdam potansiyelidir.
İşgücü istihdamı ve işgücü kullanım kapasiteleri; ekonomik yaşamda, özellikle reel sektör mekanizmalarının uyumluluk ve işlerlik derecelerini belirlemede sanayi endeksi ağırlığında bir diğer önemli parametredir. TÜİKin işgücü potansiyeli ve işgücü kullanımlarına yönelik, kriz dönemini yansıtır ve kamuoyunu bilgilendirme amaçlı yayınladığı verilerin zamana göre değişim seyirleri, sanayi endeksine benzer seyir göstermektedir. Bu parametrenin göstergeleri üzerinde de kriz süresince inişli çıkışlı salınımlar yaşanmıştır. Ne var ki; sözü edilen parametre ile ilgili toparlanma süreci henüz varlığını hissettirmemektedir.
İşgücü parametresi üzerindeki toparlanma aşaması özellikle siyasi irade açısından farklı yaptırımları gerektirmektedir. TÜİK verilerine göre geçtiğimiz eylül -ekim -kasım döneminde işsizlik oranı %13 civarındadır. İşgören potansiyelli olup işe başvurmayanlar da katıldığında, toplam işsizlik oranı % 19a ulaşmaktadır. Bu oran; 2008 Yılının %17.4lük oranıyla karşılaştırıldığında, sözü edilen istihdam gücü potansiyelinin toparlanma dönemine girmediğini, aksine belirtilen dönemde işsizliğin arttığını göstermektedir. Toplam istihdam içinde tarım ve hizmet sektörleri; işgören fazlasını absorbe ederek, imalat sanayisindeki üretim potansiyeli daralmasını, dolayısıyla işsizlik oranındaki artışı belli ölçüde ve göreli olarak dengelemektedir (kompanse etmektedir). Nitekim, imalat sanayi istihdam gücü ekim ayında eylül ayına oranla %1.3 artış göstermesine karşın, istihdam gücü Ekim-2008 toplam istihdam oranının %4.2 altındadır. Yöneticiler; belirtilen parametrik oranı da arzu edilir ve hiç değilse hızla 2008 Yılı öncesi düzeylerine çıkartabilmek üzere çalışma hayatına ivedi önlem ve etkin yaptırımlar getirmelidir.
Ekonomideki akış seyrini belirleyici etkin bir diğer parametre ise, ülke ölçekli gelir ve harcamaların planlandığı bütçelerin öngörülen büyüklükleriyle örtüşme oranlarıdır. Diğer bir tanımla bütçe açıklarıdır. 2009 Yılı bütçe açığı, 2008 Yılına oranla %300 artarak 52 milyar TL büyüklüğüyle gerçekleşmiştir. Oysa 2009 Bütçe kanununda; bütçe açığı 13.3 milyar TL, ekonomik büyüme oranı da %4 büyüklüklerinde öngörülmüştü. Ne var ki, hükümetin Ağustos -2009 döneminde ortaya koyduğu Orta Vadeli Program (OVP) belgesindeki bütçe tahminleri daha fazla kontrol dışına çıkıldığını göstermişti. Bu nedenle yıl ortasında bütçe açığı ile ilgili tahminler ise 62 milyar TLye fırlamıştı. OVP kontrolüyle, bütçe açığı; yıl içi tahmininin 10-11 milyar TL altında gerçekleşti. Bütçe açığı parametresinin de niteliği ve ekonomideki ağırlığı gözetilerek, bütçe dönemi sonrası olası miktarı mutlaka akılcı yöntemlere dayandırılarak öngörülmelidir. Ülkemiz için bütçe hazırlanışı ve uygulanışında temel iktisat bilimi ilkelerine ve harcama disiplinine bağlı kalmak kaçınılmaz zorunluluktur. Aksi halde, gazete sahifelerinde ekonomimizi karakterize etmekten uzak, ayrıntı nitelikli birkaç olumlu rakamla kendimizi kandırmaya ve teselli etmeye devam edeceğiz.
Yazar :
Prof. Dr. Dr. Mustafa
Cebe Email :
mcebe@uludag.edu.tr
|