Haber : 10.282 Yorum : 4.630 Yazar : 35 Sayı : 836   Sık kullanılanlara ekle Açılış sayfam yap  
Anasayfa Künye Abonelik Gazeteye Reklam İletişim
Gündem Kent Patent İnceleme Şirket Söyleşi Ekonometri Sektör Dünya Finans Yurt
Ahmet Özenalp
İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşverenler Kurul...
Bahri Şarlı
Başarı ve mütevazılık
Cevdet Akçakoca
KDV Tevkifat uygulaması
Erdem Saker
Kentleşmede sıkışık gecekondu riski...
Prof. Dr. Erkan Işığıçok
Paydaş gözüyle Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölges...
Prof. Dr. İlker Parasız
Beklenti uyuşmazlığı
Kemal Yamankaradeniz
Patent Başvuru Sayıları Gelişmişlik Göstergesidir
Meftun Tayan
İnşaatlar neden sahipsiz?
Dr. Mevci Ergün
Türk Borçları Kanunu Düzleminde Sözleşmeler
Prof. Dr. Dr. Mustafa Cebe
Kalite kavramı bilim ve teknolojik gelişmelere p...
( Yüksek Kimyager, Uygulamalı İstatistikçi, Yüksek Öğretmen ve Finansmancı )
Mustafa Karagöz
HAFTAYA BAKIŞ
Sercan Uslubaş
Bir marka yolculuğu
Tahsin Ardıç
Bursanın ilk ve tek ekonomi gazetesi
Yalçın Aras
Ben şaşırdım siz şaşırmayın
Yılmaz Ardıç
Yeni yıl, yeni yüz, tecrübeli bir heyecan
Ziya Güney
Dünya kentlerinde iklim değişikliği eylem planları...
17 Mayıs 2012
 
Mehmet Emin Tutan
Türkiyede bulunan mülteciler ve yasa dışı göçmenlerin sorunları
  Türkiyede bulunan mülteciler ve yasa dışı göçmenlerin sorunları Türkiye, sahip olduğu doğal ve tarihi değerleri, çevre ülkelere göre istikrarlı ekonomik gücü ve siyasi yapısıyla, yabancıların turistik, bilimsel araştırma, çalışma, öğrenim ve ticaret...

mtutan@gmail.com     -    Sayı : 739    /   Tarih : 06.07.2010

« HABERİ GÖNDER    EDİTÖRÜN ARŞİVİ »

Editörün Yorumu :
Türkiyede bulunan mülteciler ve yasa dışı göçmenlerin sorunları



Türkiye, sahip olduğu doğal ve tarihi değerleri, çevre ülkelere göre istikrarlı ekonomik gücü ve siyasi yapısıyla, yabancıların turistik, bilimsel araştırma, çalışma, öğrenim ve ticaret amaçlı ziyaretlerine imkan tanıyan bir ülkedir.

Son yıllarda belirtilen amaçlarla ülkemize gelenlerin sayısı önceki 10 yıllara göre artan bir ivmeyle karşımıza çıkmakta ve yıllık 30 milyon civarında yabancı ülkemize giriş-çıkış yapmaktadır. Bu sayıdaki giriş-çıkış beraberinde çoğunlukla müspet olmak üzere, birtakım yan tesirleri de getirmektedir.

Türkiyede bulunan yasa dışı göçmenlerin, mülteci ve sığınmacıların ülkemizin taraf olduğu ve mükellefiyet altına girdiği uluslararası anlaşmalarla sağlanmış olan asgari haklarını kullanmalarının sağlanıp sağlanmadığını tespit etmek ve bu konuda hak ihlallerinin yaşanmaması için nelerin yapılması gerektiğini belirlemek ile alınması gereken tedbirleri ortaya koymak için TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu “Mülteciler ve Yasa Dışı Göçmenler” ile ilgili araştırma raporunu yayınladı.

Raporda, geleneksel olarak sığınma hakkı, bir devletin, uyruğunda bulunduğu ya da ikamet ettiği devletteki baskılardan kaçan yabancıların, ülkesine girmesine ve ülkesinde kalmasına izin verme hakkını belirtmektedir.

Gerek devletin gerekse bireyin sığınma hakkına ilişkin durumu incelendiğinde; uygulanan uluslararası hukuktaki ana ilkeye göre bir devletin yabancıların ülkesine girmesi ve ülkede kalması konusunda tek yetkili olduğu görülmektedir. Bu ana ilkeye uygun olarak bir devletin yabancılara ülkesinde sığınma hakkı tanıyıp tanımaması o devletin uluslararası yükümlülükleri ve ulusal mevzuatı çerçevesinde değerlendirilecek bir konudur. Vatandaşı oldukları veya yaşadıkları ülkeleri çeşitli nedenlerle terk ederek, diğer bir devlete sığınan, iltica eden mülteciler ile göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti gibi örgütlü suçlar ile doğrudan bağlantılı olan yasa dışı göç hareketleri tüm dünyayı etkileyen bir olgudur. Yasa dışı göçmenlerin göçmen kaçakçılığı olaylarında hayatlarını kaybetmeleri ile de sonuçlanan mağduriyetleri, konunun kamuoyunda daha çok yer almasına ve tartışılmasına sebep olmaktadır.

Günümüzde yasadışı göç, ekonomik eşitsizlik, devletlerin vatandaşlarının can güvenliğini sağlayamaması, siyasi çalkantılar ve şiddet eylemleri dünyada büyük bir sorun haline gelmesine neden olan pek çok etken sayılabilir. Bu durumdaki insanlar, daha iyi bir yaşam arzusuyla göç edebilmektedirler. Göç konusu tek başına değerlendirilemeyecek kadar karmaşık ve çok boyutlu bir olgudur. Öyle ki, göçün nedenlerinin açıklanması ve hedeflerinin belirlenmesi demografi, coğrafya, ekonomi, istatistik, sosyoloji, siyaset bilimi ve fizik gibi farklı bilim disiplinlerinin ilişkisi ile ortaya konulabilir. Şüphesiz göçün en önemli nedeni, kişinin kendini güvende hissedebileceği ve daha iyi bir yaşam sürebileceği bir coğrafyaya ve yönetime olan ihtiyaç ve beklentisidir. Bu anlamda; endüstrileşme ve buna bağlı şehirleşme, kapitalizmin hızla gelişmesi, gelir adaletsizliği, iş gücü talebi, siyasi kargaşalar, ekonomik buhranlar, dış/iç savaşlar ve terör, dini sebepler ve göçmen kaçakçılığı şebekelerinin insanları kandırmaları birer göç nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır.

Doğusundaki siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklarla birlikte yoksulluktan kaynaklanan yasa dışı göçün öngörülebilir gelecekte de artarak devam etmesi beklenmektedir. Sığınmacı ve mülteciler genellikle ekonomik saiklerle yer değiştiren kaçak göçmenlerin kullandığı yöntem ve güzergâhları takip ederek güvenli ülkelere, güvenli veya müreffeh Avrupa ülkelerine ulaşmaya çalışmaktadırlar.

Türkiye özellikle son yıllarda gittikçe artan oranda mülteci, sığınmacı ve göçmenin transit geçiş yaptıkları önemli bir çekim merkezi ülke konumundadır. Ortadoğu, Asya ve Afrika ülkelerinden çeşitli nedenlerle ayrılan on binlerce mülteci, sığınmacı ve göçmen Türkiye üzerinden kara ve deniz yoluyla Avrupaya geçmeye çalışmakta ancak bu isteklerine çoğu kez ulaşamamaktadır.

Akdeniz ve Ege kıyıları mülteci, sığınmacı ve yasa dışı göçmenler için önemli birer geçiş güzergâhı olduğu kadar ölümcül deniz kazalarının yaşandığı ve birçok insanın hayatını kaybettiği, mültecilerin yasa dışı göçmenlerin can güvenliği açısından en riskli bölgeler haline gelmiştir. Avrupa ülkelerinin yasadışı düzensiz göçle mücadeleyi yoğunlaştırması ve sığınma hakkını kısıtlaması nedeniyle mülteci, sığınmacı ve göçmenler Türkiye gibi geçiş ülkelerinde büyük sorunlarla karşılaşmaktadır.

AB üyesi ülkelerin ortak iltica sistemi kapsamında göç ve sığınma politikalarındaki değişiklikler ve bu değişikliklerin sığınmacı ve göçmen haklarına getirdiği olumsuz ve kısıtlayıcı etkiler nedeniyle Avrupa Birliğine adaylık müzakerelerinin bir parçası olan iltica ve sığınma politikaları bağlamında Türkiye, adeta sığınmacı ve göçmenler için bir tür “baraj ülke” “depo ülke” haline getirilmek istenmektedir. Böylece Asya ve Afrika bölgelerinden yoğun olarak Avrupa ülkelerine ulaşmaya çalışan mülteci, sığınmacı ve göçmenlerin yasadışı hareketliliğine karşı Avrupa Birliği sert önlemler alarak Türkiye gibi transit ülkelerin göç önleyici rollerini güçlendirmeye çalışmaktadır.

Uluslararası işbirliği anlayışı içerisinde, mesuliyeti paylaşarak, iltica ve sığınma hareketleri henüz meydana gelmeden kalıcı çözümler üretmek ve gerekli tedbirleri almak daha iyi bir yaklaşım tarzı olacaktır. İnsanların yerlerinden edilmeleri sorununun çözümü, ancak insan haklarını koruyan ortak bir çabanın sarf edilmesiyle, ülkeler içinde ve arasında barışın sağlanmasıyla, ekonomik refahın geliştirilmesiyle, uluslararası göçün denetim altında tutulması ve uluslararası korumanın gerçekleştirilmesiyle sağlanabilir.

Not: Bu makale TBMM İnsan Haklarını Araştırma komisyonu raporundan derlenmiştir.

www.mehmetemintutan.com adresinden İnsan Haklarını İnceleme Raporlarına ulaşabilirsiniz.



Yazar : Mehmet Emin   Tutan       Email : mtutan@gmail.com

 

Powered By VİTAL TEKNOLOJİ
Hosting Server Web Tasarımı Sunucu
 
Copyright © 2010 Ekohaber Adres: Tophane Meydanı Kale Sokak No: 2/A BURSA
Telefon: 0 224 223 29 29 (pbx)   Fax:  0 224 223 47 48    E-mail:  ekohaber@ekohaber.com.tr