Editörün Yorumu :
Ülkeler CO2 salınımlarını
en aza indirmede kararlı
Bir yandan küresel ısınma, diğer yandan küresel ısınmayı tetikleyen ve yetmiyormuş gibi doğal kaynakları da yanlış kullanımlarla yok olmasına neden olan, yer küre üzerinde yaşayan insan sayısının patlarcasına artışı, dünyanın önündeki felaketi fark eden ülkeleri kara kara düşündürüyor. İklim değişikliğinin önde gelen tetikleyicisi olan CO2 salınımlarının en aza indirilmesi yolunda, gerek ülke yönetimleri, gerekse toplumların bizzat kendileri, yaşam şekillerini değiştirme pahasına etkin önlemler alma yolunda adımlar atıyor.
İşte bu adımlardan bir ses çok uzaklardan, Avusturalyadan geliyor, Avustralya Hükümeti kirleticilere karbon vergisi koyuyor. Avusturalya Başbakanı Julia Gillard 2012den itibaren, C02 emisyonlarının ton başına 23 Avusturalya Doları olarak vergilendirileceğini açıklıyor. Bu karar ülke ekonomisinin motoru durumundaki 500 üretici firmayı kapsamı içine alacak, 2015ten itibaren de pazar bazında ticari ortama yayılacak. Şu anda Avusturalya kişi başına sera gazı üretiminde en kötü salınımcılar arasında yer alıyor, ülkenin elektrik enerjisi üretimin %80i kömür bazlı, ayrıca Avusturalya dünyanın başta gelen kömür ihracatçıları arasında yer alıyor, bu nedenle kömür kullanımının ülke ekonomisi üzerindeki ağırlığı da büyük, bu nedenle hükümetin bu kararı, ülke ekonomisi açısından büyük risk taşıyor ve karşı çıkmalar büyüyor. İşte bu ikilem içinde Hükümet, sahip oldukları topraklar üzerinde insan ve doğa yaşamının sürdürülebilir olmasını hedeflemeyi tercih ediyor…
Aslında dünyanın öbür ucundan gelen bu sese hepimiz kulak vermek zorundayız, bu konuyu, kulak verenleri de örnek göstererek defalarca bu köşede işledim, bugün Bursa kömür kullanımını en alt düzeylere çekti, ancak trafik nedeniyle ürettiğimiz CO2 çığ gibi artıyor, ne yazık ki hiç kimse geleceğimizin nasıl bir felaketle karşı karşıya olduğunun farkında değil, hiç kimse derken ne Hükümetimiz Avusturalyanın bayan Başbakanı kadar duyarlı ve cesaret sahibi, ne yerel yönetimlerimiz ve biz kentliler önümüzdeki doğa felaketinin farkındayız.
Bu anlamda güzel kentimiz Bursamıza dönersek, başta Belediye Başkanlarımız-Siyasilerimiz-tüm Sivil Toplum Kuruluşlarımız-Meslek Odalarımız olmak üzere bizler kol kola girip, belki başlangıçta bazılarımızın cebini acıtabilecek, bazılarımıza ne bu eziyet, dedirtebilecek kararlar almanın zamanı olduğunun farkına varmamız gereğini görürüz. Aslında sahip olduğumuz doğal güzelliklerimizle, bugün kentimizin sahip olduğu ve olmaya devam ettiği Raylı Ulaşım Sistemlerini bütünleştirirsek, biz ve gelecek nesillerimiz ilelebet sağlıklı biçimde yaşarlar.
Bu konuyu da bu köşede defalarca işledim, öf be demezseniz, başta Sayın Recep Altepeye, Bursanın tüm Siyasilerine, tüm Sivil Toplum Kuruluşlarına ve de siz Bursalılara bir defa daha sesleniyorum;
* Gelin, özel araba kullanımımızı en aza indirelim,
* Gelin, BursaRayı Bursanın kent içi ulaşım sisteminin atar damarı olduğunu kabullenelim,
* Gelin, kenti bir baştan bir başa kat eden tekerlekli toplu taşım ağını parçalayalım, sadece BursaRay istasyonlarını besleyen ringlere çevirelim,
* Gelin, kent içinde, dolmuşları-her türlü servis araçlarını kaldıralım, çocuklarımız ve bizler okulumuza, işyerlerimize, alışverişlerimize BursaRay ve bağlı ringleri içinde, gerekirse aktarma yaparak ulaşalım,
* Gelin, bugün Avrupalının kabullenişini benimseyelim, 1.5 kme kadar mesafeler için ulaşım aracının kendi ayaklarımız olduğunu biz de kabullenelim,
* Gelin, yerel yönetimlerimizin bu yolda vereceği kararları siyasi malzeme yapmayalım, aksine destekleyelim,
* Gelin, kısa vadede işimizin azalmasını sineye çekelim, yeni düzene uyum sağlayarak kendimize yeni kazanç kapıları aralayalım,
Evet şimdi hepinize soruyorum, bunları yapmak mı zor, yoksa seller altında yok olmak veya kuraklıktan aç kalmak veya sıcaktan bunalmak veya soğuktan donmak mı zor?
Veya çok sevdiğimiz çocuklarımıza, üzerinde yaşamaları çok zor olan bir dünya bırakmak mı?
Yazar :
Erdem
Saker Email :
erdemsaker@yahoo.com
|