Editörün Yorumu :
Esas olan adımın
yere basabilmesi...
Ahmet Emin Yılmaz köşesinde “Bursanın Geleceği için en önemli adım başlıklı yazısında, halen Bursa Büyükşehir Belediyesinin üzerinde çalıştığı 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı oluşum sürecini değerlendirmiş, gerçekten bu oluşum hem Bursanın, hem de dünya var oldukça Bursada yaşayacakların geleceğini güvence altına alma açısından “çok önemli sıfatını fazlasıyla hak ediyor. Yazısında her ne kadar dönemimde yapılan ve 2020 yılını hedef alan 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planından bahsetse de, bugün üzerinde çalışılan planın iki önemli özelliğinin öne çıktığını, Büyükşehir Belediyesinin bu ölçekte yaptığı ilk plan olduğunu ve çalışmanın ilk defa Sivil Toplum Kuruluşlarıyla beraber sürdürüldüğünü vurguluyor.
Çok önemli sıfatını irdelemeden önce kısaca dönemimde yapılan ve uygulamaya sokulduğunda Bursa Anayasası olarak adlandırılan 1/100000 ölçekli 2020 Çevre Düzeni Planının oluşum sürecini hatırlamada yarar görüyorum. ODTÜ ve İTÜden bilim adamlarının katılımı ile Büyükşehir Belediyesince plan çalışması başlatıldığında, bu kapsamdaki bir strateji planının sadece o günkü Büyükşehir Belediyesi ile sınırlı kalamayacağı, Bursa kentinin günlük yaşamındaki ve gelecekteki etkileşim alanlarını da kapsaması gereği belirlenmiş ve İmar İskan Bakanlığının planlama sorumluluğunda olan anılan alanlar da plan çalışması kapsamına alınmıştır ve de teknik çalışma Bakanlık-Belediye-Üniversite beraberliğinde başlatılmıştır. Ülkemiz yönetim anlayışı içinde nadir görülen ve fakat uyum içinde sürdürülen böyle bir çalışma beraberliği ile planın teknik çalışmaları sonlara yaklaştığında, plan ilkeleri ilgili Sivil Toplum Kuruluşlarına ve Bursanın değişiminde büyük etken olan sanayi kesimini temsil eden BTSO Meclisine sunulmuş, görüşler alınmıştır. Ardından planın belediye hudutları içindeki bölümü Büyükşehir Belediye Meclisince, dışında kalan bölüm de Bakanlıkça onaylanarak, yukarda da altını çizdiğim gibi, Bursa Anayasası olarak yürürlüğe girmiştir. Bu planın bir öne çıkan özelliği de, Bursanın geleceğini şekillendirecek stratejinin resmedilmesi idi. Geçenlerde Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepein dillendirdiği, “…Bursa artık daha fazla sanayi tesisi barındıracak alanlara sahip değil, Bursanın yeni hedefi Turizm Sektörünü öne çekmektir ifadesindeki değişim daha o günlerde fark edilmiş ve “Bursa artık emek-yoğun sanayiyi daha fazla barındıramaz, bu planın ön gördüğü strateji olarak, bundan böyle teknoloji yoğun sanayinin desteklenmesi şeklinde bir ifade ile öne çıkan bir plan ilkesi olarak metinde yer almıştır. Hatırlayacak olursanız, mensubu bulunduğum Anavatan Partisinin Genel Başkanı Mesut Yılmaz Başbakan olduğu dönemde, yakını olan bir firmanın Bursada yapmak istediği bir yatırım için yardımcı olmamı istemiş idi, anılan firmanın planladığı yatırım, Bursada 3. otomobil fabrikasının kurulmasını öngörüyordu ve ben planın yukarıdaki maddesine dayanarak bu oluşuma izin vermemiştim, Genel Başkanım da Başbakanlara örnek olacak bir davranışla planın bu temel ilkesini çiğnetmemişti…
Bugün Büyükşehir Belediyemizce sürdürülen 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı çalışması, çok geniş kapsamlı katılımcı bir mekanizma içinde yürütülüyor, plan çalışması başlamadan önce, Bursa Kent Konseyince düzenlenen ve tüm Sivil Toplum Kuruluşlarının katıldığı bir Çalıştayda, planın oturtulacağı elliyi aşkın ilke tartışılarak belirlendi ve bu ilkeler Büyükşehir Belediye Meclisinin de onayını alarak plan yapımcılarının önüne kondu. Şu anda ise oluşan plan iskeleti, gene çok geniş kapsamlı uzman ve Sivil Toplum çalışma gruplarının irdeleme mekanizmasından geçiyor. Gerçekten Bursanın geleceği için çok önemli adım niteliği taşıyan bu çalışma tarzı, uygulanan bu mekanizma yapısı ile sadece Bursa için değil, tüm Türkiye yerel yönetimleri için çok geçerli bir örnek oluyor.
Gerek 2020 Çevre Düzeni Planı, gerekse 2030 ve daha sonrasını hedef alan bu yeni plan, adından anlaşılacağı üzere, sadece yerleşim alanlarını kapsamıyor, yerleşimlerin (mesken veya sanayi) nerelere, ne yoğunlukta yapılabileceği ile sınırlı kalmıyor, aksine tüm çevreyi kucaklıyor, yani bugün yerkürenin çok verimli tarım topraklarına sahip Bursa Ovasının tümüne geçerli olacak koruma kuralları koyuyor. Planı masaya yatırdığınızda göze çarpan en büyük alan, yeşil renge boyanmış ve KORUNACAK TARIM ALANI olarak isimlendirilmiş Bursa ovası oluyor.
Ancak;
1998de yürürlüğe giren ve kanun gücünde kullanım kuralları ortaya koyan 2020 Çevre Düzeni Planında da “Korunacak Tarım Alanı olarak işaretlenmiş olan bu bölümde, belde belediyelerince, örneğin Barakfakih, örneğin Gürsu, örneğin Kestel Belediyelerince Organize Sanayi Bölgeleri kurulabiliyor, hem de devletin, pardon sizin/benim paramla yapılmış sulama kanalları sökülerek, çok değerli meyvelikler yok edilerek...
TCK kalkıyor ovayı ortadan bölerek param parça edecek ve de hiçbir ek fayda üretmeyecek bir otoyol bağlantısını, halen yürürlükte olan plana rağmen, yatırım programına alma cesaretini kendinde bulabiliyor…
Ve de hiç kimsenin sesi çıkmıyor, hani nerede Sivil Toplum Kuruluşları???
Şu anda yapılan çalışmalara katılmak, emek vermek tabii çok büyük değer taşıyor, ama Sivil Toplum Kuruluşlarının en önemli görevi, adeta kutsal görevi plan yürürlüğe girdikten sonra başlıyor, planda yer alacak temel ilkelerin virgülüne kadar korunmasının, plan kararlarının hiçbir otorite tarafından çiğnenmesine izin verilmemesinin bekçisi olduklarını unutmamalılar. Bu kutsal görev , bu topraklar üzerinde yaşayan/yaşayacak olan insanların yaşam haklarını koruma anlamını taşıyor.
Eğer bu kadar geniş katılım ile, bu kadar büyük emek harcanarak yapılan çalışmalar sonucu oluşacak plan, virgülüne dokunmadan uygulanabilirse, işte o zaman “Bursanın geleceği için en önemli adım y erebasar…
Yazar :
Erdem
Saker Email :
erdemsaker@yahoo.com
|