Haber : 10.282 Yorum : 4.630 Yazar : 35 Sayı : 836   Sık kullanılanlara ekle Açılış sayfam yap  
Anasayfa Künye Abonelik Gazeteye Reklam İletişim
Gündem Kent Patent İnceleme Şirket Söyleşi Ekonometri Sektör Dünya Finans Yurt
Ahmet Özenalp
İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşverenler Kurul...
Bahri Şarlı
Başarı ve mütevazılık
Cevdet Akçakoca
KDV Tevkifat uygulaması
Erdem Saker
Kentleşmede sıkışık gecekondu riski...
Prof. Dr. Erkan Işığıçok
Paydaş gözüyle Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölges...
Prof. Dr. İlker Parasız
Beklenti uyuşmazlığı
Kemal Yamankaradeniz
Patent Başvuru Sayıları Gelişmişlik Göstergesidir
Meftun Tayan
İnşaatlar neden sahipsiz?
Dr. Mevci Ergün
Türk Borçları Kanunu Düzleminde Sözleşmeler
Prof. Dr. Dr. Mustafa Cebe
Kalite kavramı bilim ve teknolojik gelişmelere p...
( Yüksek Kimyager, Uygulamalı İstatistikçi, Yüksek Öğretmen ve Finansmancı )
Mustafa Karagöz
HAFTAYA BAKIŞ
Sercan Uslubaş
Bir marka yolculuğu
Tahsin Ardıç
Bursanın ilk ve tek ekonomi gazetesi
Yalçın Aras
Ben şaşırdım siz şaşırmayın
Yılmaz Ardıç
Yeni yıl, yeni yüz, tecrübeli bir heyecan
Ziya Güney
Dünya kentlerinde iklim değişikliği eylem planları...
17 Mayıs 2012
 
Erdem Saker
EVET, BİR BARDAK ÇAY DAHA LÜTFEN...
  EVET, BİR BARDAK ÇAY DAHA LÜTFEN... Bu başlık, Katherine Branning isimli bir Amerikalı bayanın, ki kendisi Sorbonne Üniversitesi mezunu, kütüphaneci ve sanat tarihçisi, yazar, New York Fransız Alliance Enstitüsü 2. Başkanı, 30 yıllık Türkiye sevgis...

erdemsaker@yahoo.com     -    Sayı : 815    /   Tarih : 20.12.2011

« HABERİ GÖNDER    EDİTÖRÜN ARŞİVİ »

Editörün Yorumu :
EVET, BİR BARDAK ÇAY DAHA LÜTFEN...



Bu başlık, Katherine Branning isimli bir Amerikalı bayanın, ki kendisi Sorbonne Üniversitesi mezunu, kütüphaneci ve sanat tarihçisi, yazar, New York Fransız Alliance Enstitüsü 2. Başkanı, 30 yıllık Türkiye sevgisini içinde topladığı kitabının adı, Yes, I Would Love Another Glass of Tea…, Sevgili Mehdi Kamruzun gönderdiği bir iletideki gösterimle tanıştım bayan Branning ile, gerçekten bir bardak çaydan girip, bir ülke ve halkını bu kadar derinlerine inerek anlatmak bir sanat olsa gerek. Ben bu iletiyi bizim itü sitesine de aktarmıştım, hemen Californiadan, Ergun Kunterden ek bilgiler aktı, …bayan Branningin çay konusundaki konferansına eşimle birlikte katıldık, konferanstan sonra çok yakın ahbap olduk, bize Türkiyeyi adım adım dolaştığını, Türkleri, bilhassa Anadolunun köy ve kasabalarında yaşayan insanları çok iyi anladığını, anlattı, Anadoluyu bilmeyenlerin Katherineden öğrenecekleri çok şey var… Bu arada Branningin konferans videosunu http://analiztv.aktifhaber.comdan izleyebilir, kitabını da Amozondan sipariş edebilirsiniz. Brannigin çay anlatımlarına girmeden önce, gene Ergun Kunterin gönderdiği bir yazıdan kendisi hakkında biraz daha bilgilenelim; Katherine Branning Pariste sanat tarihi okuyan genç bir öğrenci iken, bir gün sınıfta perdeye düşen bir slayt onu yerinden fırlatıyor, resmin ne olduğu hakkında hiçbir fikri yok, ama gördüğü bir bina resmi, altın kaplı taşlardan örülmüş, dans eden hayvanlar, yıldızlar, bitkiler, ağaçlar ve arabesk dantellerle süslü el yazısı hitabeler içeren bir resim, o resim Sivastaki Gök Medresenin resmi, hemen o anda, Sivasa gidip o binayı bulmalıyım kararını verir. İşte o günden beri 30 yıldır Katherine, Türkiyeyi ve Türk insanını çok daha iyi tanımak için tüm yıla uzayan seyahatler yapar, durur. Son olarak ta Türkiye gözlemlerini, Bir Amerikalı kadının Türkiyeye Mektupları: Evet, Bir Bardak Çay Daha Lütfen isimli kitabıyla paylaşıyor. Kitabının yazılış formunu, Türkiyede yaşamış, Bayan Mary Montagu adını koyduğu bir kadının, ailesine ve arkadaşlarına Türkiyeden yazdığı 25 mektup içinde oluşturuyor. Kitap yazma ilhamını, Türk halkının senin Türkiye hakkındaki 30 yılı aşan izlenimlerini çok büyük ilgiyle okuyacaklarını söyleyen şair dostu Muhsin İlyas Subaşı vermiş, bakın bu ilham Katerinein içinde nasıl şekillenmiş; Bu motivasyon beni, birçok anımı ve seyahat birikimlerimi hatırlamak için tüm araştırmalarımı ve seyahat notlarımı, en ince ayrıntılarına kadar incelemeye itti ve bu incelemelerimde Türkiyenin benim yaşantımda büyük yer işgal ettiğini fark ettim ve bu nedenle de bu kitabın sıradan bir seyahat anıları kitabı olmayacağına karar verdim. Kitapta önce, 30 yıldır Türkiyeye yaptığım seyahatler boyunca Türk halkının bana gösterdikleri yakınlığa teşekkürlerimi ifade etmeliydim, onların kültürlerinin beni aydınlatan birçok pozitif yönlerini, onlarla paylaşmalıydım. İkinci olarak, Türkiye hakkında bir fikri olmayan veya yanlış bilgilerle donanmış Amerikalı dostlarıma, Türk kültürü ile pozitif iletişim yollarını ve o kültürün bizimle ilişkisini anlatmak olacaktı. Üçüncüsü ise, büyük bir ülkenin akılcı, zeki ve barışçıl Orta Doğu yüzünü batılılara gösterebilme umudunu paylaşmak idi.

Gelin şimdi Katherinein elindeki bir bardak çaya göz atalım; Türkiyede çay içmek çok farklıdır, İngilteredeki öğlen çayına veya Japonları çay gösterilerine hiç benzemez, daha az karmaşık ve de çok daha sadedir, tıpkı Türk insanı gibi… Çayınızı alıyorsunuz, 1 veya 2 şeker atıyorsunuz, sonra da çay kaşığı ile çıkarabildiğiniz kadar ses çıkarıyorsunuz, bardağı ucundan tutuyorsunuz, çünkü çok sıcak, yavaşça küçük bir yudum alıyorsunuz, çünkü çok sıcak, ve de birkaç bardak bu çaydan içeceğinizi aklınızdan çıkarmayın, tıpkı patates jibsi gibi, bir tane alırsınız, ardından birkaç tane daha yemek zorunda kalırsınız, Türkiyede günün her saatinde bardak bardak çay içebilirsiniz. Benim gözümde bu bir bardak çay Türkiyeyi temsil ediyor, Türk çayı tavşan kanı derler, siyah veya yeşil değildir, rengi kırmızıdır, tıpkı her vatansever Türkün damarlarında akan kan gibi, tıpkı göklerde gururla dalgalanan bayrakları gibi, eşsiz güzellikteki halılardaki kırmızı yün gibi, tıpkı baharda açan ateş kırmızısı laleler gibi. Türk çayı sıcaktır, Anadolu topraklarını ısıtan güneş gibi, içinizi ısıtan coşkulu müzikleri gibi, yemekleri, şehirleri, spor takımları, hayatlarının her anındaki yaşama sevinci gibi. Türk çayı demlenir, sallama çay, çay sayılmaz, Karadeniz bölgesinde yetişen çay, Türkiyenin her köşesinde demlenir, Türkiyede kahvaltı hazır denmez, çay kaynadı, denir. Türk çayı sadedir, berraktır, tıpkı Türkün yüzü gibi, her zaman anlaşılabilir, bir şey saklamaz, komşularına gösterdikleri kalpleri gibi berraktır. Türk çayı sürekli içilebilir, çayın keyfi bitmez, gün boyu içebilirsiniz, çayın altı sabahtan akşama kadar kaynar, ülkenin dağları, ovaları, doğal güzellikleri ve çalışkan insanları kadar cömerttir. Türk çayı müzik gibidir, çay bardağında kaşığın temasıyla çıkan çan-çun sesinin bütün Türkiyede, çayhanelerden, evlerden, vapurlardan, iş yerlerinden, ülkenin her köşesinden yükseldiğini hayal ettiğinizde, bu seslerin ülkenin milli senfonisi olduğunu da söyleyebilirsiniz. Türk çayı arkadaş canlısıdır, o hiçbir zaman yalnız içilmez, illa ki yanınızda biri olmalıdır, ilk teklif edeceği şey çaydır, bir bardak çay içer misin? Türkler tek başına iş yapmazlar, başkalarıyla birlikte olmayı severler, çevresiyle sıcak ilişkiler geliştirmiş ataları gibi, hayatın başkalarıyla paylaşıldığında değerli kılınacağına inanırlar. Türk çayı sadedir, dolaysızdır, demokratik bir içecektir, demokratiktir, Atatürkün izinde korudukları ve 88 yıldır yaşattıkları devletleri gibi. Sadedir, dolaysızdır, kolayca demlenir ve bu yönüyle Türklerin yaşam tarzlarını yansıtır. Ancak bu sadelik her zaman Türklerin yaşam tarzının temelindeki saygı ve sevgiyle ikram edilir. Türk çayının acelesi yoktur, yoğun bir günün ortasında, asude ve dingin bir iklime çağırır insanı, Türkiyeye gittiğinizde öğreneceğiniz ilk ifadelerden biri, problem değildir, çay yavaş yeme hareketinin önemli bir üyesidir, bu yaz Türkiyede çayı gereğinden biraz daha hızlı içtiğim için azarlandım. Türk çayı barışçıdır, bir bardak çay, nereye giderseniz gidin, size ikram edilir ve de bu ikramla bir barış mesajını ve jestini size taşır. 13.yüzyılın büyük sufi şairi Rumiyi hatırlatır, Gel tanış olalım, yavaş yavaş bu çayı içer gibi, gel şu günün hayhuyunu bir kenara koyalım, birbirimizi tanıyalım, gel bir bardak çay paylaşalım, belki ısınırız onunla ve arkadaşlığımızla, gel hayatı ısıtalım işte bunun için kitabımın adını, Evet bir bardak daha çay isterim koydum. Evet, Türkiyenin Ortadoğudaki barışçıl rolü üzerinde çok tartışmalar var, ben bir siyaset bilimci değilim, ama barış dolu bir dünyada yaşamak istiyorum, o nedenle bu kitabı yazmaktaki amacım, Türkiye hakkındaki ümidimi Amerikalı kardeşlerimle paylaşmaktır. Türkiye bölgenin yükselen bir değeri olarak, bizlere bölgenin gerçekçi-zeki-entelektüel-barışçı yüzünü gösterebilir ve daha iyi bir geleceğin inşasında etkin bir rol üstlenebilir. O halde, benimle beraber b i r b a r d a k ç a y a e v e t d e y i n, bir bardak çayı fırsat bilerek diyaloğa evet deyin Bu gün Katherine Branningin anlattığı Türkiyeyi ve de hala özünde aynı olan Türk insanını, Türk toplumunu özlememek mümkün değil, gelin bizler de, hep beraber, kendi bir bardak çayımıza evet diyelim, bitsin artık bu kavgalar…



Yazar : Erdem   Saker       Email : erdemsaker@yahoo.com

 

Powered By VİTAL TEKNOLOJİ
Hosting Server Web Tasarımı Sunucu
 
Copyright © 2010 Ekohaber Adres: Tophane Meydanı Kale Sokak No: 2/A BURSA
Telefon: 0 224 223 29 29 (pbx)   Fax:  0 224 223 47 48    E-mail:  ekohaber@ekohaber.com.tr