Editörün Yorumu : Uludağa bir de bu pencereden bakalım
Geçen hafta Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, 32 ülkeden 720 sporcunun katıldığı Dünya Biatlon Şampiyonasının düzenlediği İsveçin Torsby bölgesine gitti ve orada edindiği izlenimler onu, “İsviçreden sonra İsveçteki kayak merkezi ile Uludağı karşılaştırdığımızda, Uludağ sa- hipolduğu güzelliklerden yeteri kadar pay alamıyor” yargısına götürdü. Sayın Başkanın bu tür gezilerini ısrarla destekliyorum ve önümüzdeki günlerde Kanadanın Vancouver bölgesinde yapılacak Kış Olimpiyatlarının da, hiç olmazsa ilk veya son haftasını izlemesini öneriyorum.
Bugün dünyada, kış turizminin kalbinin attığı dağlar, uluslararası kayak yarışmalarına evsahipliği yapmak için bir birleriyle kıyasıya yarışırlar. 1985-1995 yılları arasında, gerek Türkiye Kayak Federasyonu, gerekse Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS)ndaki görev sürecim içinde, 2 adet Kış Olimpiyat Oyunlarına, 2 adet Kuzey Kayağı Dünya Şampiyonasına, 2 AdetÇim Kayağı Dünya Şampiyonasına, Türk Milli Takımı yöneticisi olarak katıldım, Bursada Çim Kayağı Dünya Şampiyonası organize ettim, bu organizasyonların yapma hakkını yakalama mücadelesinin verildiği FIS kongrelerinde Türkiye delegesi olarak yer aldım. Ve bu büyük organizasyonlara evsahipliği yapmak isteyen ülkelerin, sadece spordan sorumlu organlarının değil, hükümet ve parlemento üyelerinden, turizmcilere, yerel yöneticilere kadar herkesin büyük mücadele verdiğini, içinde yaşayarak gördüm. Diyeceksiniz ki, neydi bu mücadelenin ana amacı, bu amacı tek kelime ile ifade edilebilirim, “Tanınma” ve tabii sonunda dünya insanlarını o bölgelere çekme ve para kazanma... Tanınmanın kapsam alanının, sadece şampiyona katılımcısı ve izleyicileriyle sınırlı olmadığını, Eurosporttaki yayınlarla tüm dünyayı, milyonlarca insanı sardığını düşünürsek olayın önemini daha iyi kavrarız. Bakın bu olayın bu kadar içinde olmama rağmen, İsveçin Torsby bölgesinin ismini bu şampiyona nedeniyle öğreniyorum, şampiyona katılımcıları ise orada 3 hafta yarışıyorlar, yarışmaları izleyenlerle beraber bölgenin doğal ve yaşam güzelliklerini içlerine sindiriyorlar, imkanları olduğunda o bölgeyi aileleri ile birlikte tekrar yaşamanın hayalini kuruyorlar. Ben de imkan bulsam, Kanadanın Calgary bölgesini ve Ant dağlarını, İsveçin Falun ve Lillihamerini, Fransanın Albertville ve Fransız Alplerini, İtalyanın Asiagosunu ve İtalyan Alplerini, Avusturyanın İnsburg bölgesini ve Avusturya Alplerini tekrar yaşamak isterim. İnanıyorum Çim Kayağı Dünya Şampiyonasına katılan 17 ülkenin sporcu ve beraberindekiler de Bursayı ve buradaki anılarını daima tazelemek istiyorlardır.
Hele bu tür organizasyonların içinde, bir şeyler öğrenmek, kentine, ülkene birşeyler kazandırmak için, çevrende akıp giden olayları dikkatli incelersen, ilişkiler kurarsan, ileride, hiç ummadığın faydaları yakalaman da zor olmuyor, bu anlamda size hemen iki anımı ve bugünkü sonuçlarını aktarayım;
1988 yılında Türkiye Kayak Federasyonu olarak, Dünya Kayak Federasyonu (FIS) kongresine evsahipliği yaptık, bu süreç içinde Haluk Beceren ile beraber, FISin kayak yarışma alanlarından sorumlu teknik adamı, İtalyan Ricardo Platner ile tanıştık, kendisine bir akşam yemeği süresince Türkiye dağlarını anlattık, bize zaman ayırmasını, kendisine o dağları gezdirmemize fırsat vermesini ve bilgi ve tecrübeleri doğrultusunda bu dağların kış sporları açısından geliştirilmesi için yol göstermesini rica ettik. Söz verdi ve aynı yılın sonbaharında geldi, ona dağlarımızı gezdirdik, o güne dek Türkiyenin pek farkına varmadığı, Uludağ-Alaçam, Kastamonu-Ilgaz ve Erzurum-Konaklı bölgelerine hayran kaldı, gözlemleri doğrultusunda gelişme planlarının ana hatlarını çizen bir rapor hazırlayıp gönderdi bize. İşte sonuç, Uludağı dünyaya açacak Alaçam Projesi hazır, uygulama bekliyor, 2011 yılında Erzurum-Konaklı bölgesi, Dünya Üniversite Kış Oyunlarına evsahipliği yapacak.
Gene FIS teknik adamlarından, şu anda ismini hatırlamıyorum, Kuzey Kayağı uzmanı bir Çek ile tanıştım, Falundaki dünya şampiyonasında, kendisine Uludağı anlattım ve davet ettim, yazın geldi, Uludağın Kuzey Kayağı yapılabilecek alanlarını beraberce gezdik, Softaboğan deresi boyuna hayran kaldı, güzergah boyunca yürüdük, daha sonra istediği harita bilgilerini kendisine ulaştırdım ve bize “Kuzey Kayağı Avrupa Şampiyonası”, tabii buna Biatlon Şampiyonasını da eklemek mümkün, yapılabilecek pistin projesini yolladı. Başkanı geçen haftaki gezisi dönüşünde telefonla arayıp, bu projeden bahsettim, Uludağı dünyaya açmanın etkin bir yolu, uluslararası kayak şampiyonalarına evsahipliği yapmak olduğunu vurguladım.
Bu şampiyonaları yakalamaya giden yolun oldukça zor olduğunu da içinde yaşayarak bilen bir kişi olarak, Uludağı dünyaya açmayı hedefleyen Valimize ve Belediye Başkanımıza, gelin bu işe en kolayından, Avrupa Kuzey Kayağı ve Avrupa Biatlon Şampiyonalarına evsahipliği yapma ile başlayalım diyorum. Ve Softaboğan pistinin, eğer yukarda bahsettiğim proje arşivlerde bulunamaz ise, gene FISten teknik yardım alarak projenin yeniden yaptırılmasını ve projede öngörülen, dere üzerindeki birkaç ahşap köprü ve benzeri yapıları yaparak, tribün alanını oluşturarak, bu iki daldaki şampiyonalara evsahipliği için FIS nezdinde resmi aday olmayı öneriyorum. Eğer böyle bir organizasyonu başarırsak, ardından Alaçam bölgesinde Alp Kayağı Dünya Şampiyonası ve de neden olmasın, Kış Olimpiyat Oyunları adaylıklarımız da gündeme oturtulabilir.
Bırakın sadece otel yerleşimlerinin imar planlarıyla uğraşmayı, gelin Uludağa bir de bu pencereden bakın, bu kapıları zorlayın...
Yazar : Erdem Saker Email : erdem@ekohaber.com.tr
|