Haberin Tamamı :
Ekonomik kriz ve beslenme
Ekonomik krizin toplumda en çok etkileyeceği alan beslenmedir. Tedbir alınması gereken en önemli konunun da besinler ve doğru alışveriş yapabilmek olduğunu bilmemiz gerekir.
Elimizdeki sınırlı olanaklarla yapacağımız akıllı beslenme planları bu zor dönemi en az zararla atlatma amacını hepimizin anlaması ve kavraması gerekiyor.
Her yaştaki çocuklar, kadınlar, yaşlılar, emzikli anneler, gebe kadınlar ve ağır işlerde çalışan işçilerin kötü beslenmesi, gelecek günlerin sağlık sorunlarının alt yapısını oluşturabilir. Dünya koruyucu sağlık sistemini benimserken bizlerinde bu fikre hizmet etmesi kaçınılmaz olacaktır.
Türk halkının beslenme profilindeki yanlışlıkları biliyoruz. Tatlı ve hamur işlerine dayalı, yağı, tuzu yüksek bir beslenme modeli. Günümüzde yaşamımıza giren fast food dediğimiz beslenme şeklinin de sakıncaları var.
O zaman neler yapmalıyız?
Temel besin gruplarından oluşan üst düzeyde beslenme modelleri üretmemiz gerekiyor. Bunun için şu maddeleri öneriyorum:
1- Süt- yoğurt: Her yaş grubu için tüketilmesi zorunlu grup. Beşikten mezara herkes bu mükemmel besini günde 1 veya 2 su bardağı tüketebilmeli. İçerdiği iyi kalite protein ve kalsiyum ile; vücudun yapım, onarım, büyüme için en elzem kaynağı.
2- Yumurta: Anne sütüne eş değer protein kalitesi ve demir, folik asit, riboflavin içermesi önemini açıklamaya yetecektir. Pahalı olmayan ve pişirilmesi çok çeşitli olabilen bu besinden protein kaynağı olarak yararlanmalıyız. Haşlaması, omleti, sebzelerle birlikte pişirilmesi her kesin kolaylıkla uygulayabileceği pişirme yöntemleridir. Kolesterolü yükseltmez.
3- Ekmek ve Tahıllar: Ekmek Türk halkının temel besinidir. Tam buğday unundan yapılmış besin kalitesi yüksek ekmekleri her öğünde bireyin ihtiyacı doğrultusunda tüketmesi istenir. Bulgur tam buğday ürünü olarak tercih edilecek önemli bir besindir. Tam buğday unu gibi tahıl unlarını kullanarak yapılacak gözleme, bazlama, kete, böreklerde soframızda bulunmalıdır.
4- Kuru baklagiller: Kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek, maş, barbunya, börülce, bakla gibi geniş bir listeye sahip olan bu besinleri biz diyetisyenler sık sık öneririz. Doğada; protein içeriği yönünden et grubuna, karbonhidrat içeriği yönünden tahıl grubuna benzeyen bir geçiş gıdasıdır. Bizim mutfağımızda çok kullanılır ve kullanılması da bizler tarafından daima önerilir. İçerdiği protein, karbonhidrat, posa yanında pek çok mineral ve vitaminde vardır. Çorbası, sulu yemeği, pilakisi, piyazı, mercimek köftesi, favası, humusu ve hatta keki ile çok yönlü kullanıma sahiptir. Uygun fiyatı ile de tercih edilmelidir.
5- Yağlar: Bitkisel sıvı yağları öneriyoruz. Zeytinyağı, ay çiçek, kanola yağının karıştırılması ile oluşan sıvı miks yağı sağlık açısından önerebiliyoruz.
6- Sebzeler ve meyveler: İşte vazgeçemediğimiz grup… Türkiye gibi sebze ve meyve cenneti olan bu coğrafyada her mevsim ucuz ve taze olarak ulaşabileceğimiz besinlerdir. Mevsiminde var olan ve Pazar yerlerinden alacağımız bu vitamin, mineral, antioksidan ve posa kaynağı olan besinleri mutlaka arayıp bulmalı ve hatta koşullar uygunsa yetiştirmeliyiz.
7- Balık, tavuk, kırmızı et: Öncelik balıktan yana deniz, göl, nehir, yetiştirme hepsi kabulümüz. Yeter ki taze olsun. Ucuz olması önemli, şu mevsimde hamsi, istavrit her ailenin evine girebilecek balıklar. Yağda kızartmadan pişirilip tüketilmesini öneriyorum. Tavuk ve kırmızı et de olabilirse itirazım olmaz.
Bizim bu listemizde fiyatı yüksek, besin kalitesi ihtiyacımıza cevap vermeyecek besinlere yer vermedim. Önce sağlıklı beslenelim sonra tatlılar, pastalar, meşrubatlar, fast foodlar, hazır raf besinlerini tüketmeyi düşünelim. Hele gençleri tuz ve yağı ile şişmanlatan cipsler ve hazır besinleri hem fiyat hem de sağlıklı olup olmadıklarını iyi değerlendirelim.
Sağlıklı günler diliyorum
Sayı :
669 / Tarih :
03.03.2009 |