Editörün Yorumu :
Yargısız infaz
Bir toplantıda konuşmalar yapılmaktadır. Bir ceza davasında sanığın haksız ve adil olmayan şekilde uzun süre tutuklu olduğu anlatılmaktadır. Konuşmacıya şu soru soruldu, “Sanığa isnat olunan suçu, dosyadaki delil durumunu ve tutuklu kaldığı süreyi biliyor musunuz?”
Konuşmacının verdiği cevap, “Bilmiyorum” olmuştur.
Bilgiye erişimin en yüksek seviyede yaşandığı günümüzde, gerek internet gerek yazılı ve görsel medyada gerçek ya da gerçek olmayan bilgiler sınır tanımaz şekilde verilmektedir.
Tutukluluğun hiçbir zaman cezaya dönüştürülmemesi ve adil yargılama tüm insanların özlemidir. Bu olgunun gerçekleştirilmesi için yargı, yürüme ve yasama erki yanında her bir insanın çabasına ihtiyaç vardır. Artık günümüzde bir ilçede hakimin verdiği karar, tüm dünyada aynı gün bir haber olarak yankı bulabilmektedir. Bu durum, yargılama görevini yürütenlerin daha dikkatli, şahsiyetli ve mesleki alanda bilgi sahibi olmalarını, yani kaliteli hizmet vermelerini zorunlu kılmaktadır. Artık adalet hizmetinde de kalite güvence sisteminin ciddi olarak tam anlamı ile uygulanması gerekmektedir.
Bununla beraber, mevcut noksanlıklar ve bireysel hatalar hiçbir zaman “yargısız infaz” için bir gerekçe olamaz.
Adalet sisteminin sağlıklı bir şekilde işletilmesi ve yansızlığının korunması için sadece iktidarı elinde bulunduranlar değil, muhalefette olanlar ile toplumun tüm kesimlerine ve özellikle medyaya büyük görevler düşmektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 288inci maddesi ile, kesin bir yargı kararı verilmeden önce tanıkların beyanlarını veya bilirkişi görüşlerini ve mahkemece verilecek hüküm ve kararları etkilemek amacıyla baskıcı ve kötü niyetli yayınlar yapılmasını ve bunların açıklanmasını cezalandırmaktadır.
İster kişi ister kitle iletişim araçlarıyla yürütülen ve “yargısız infaz” olarak tanımlanan bu uygulamaların sadece yasada yer alması ile yetinilemez. Bu konuda toplumu etkin bir şekilde bilgilendirme ve yanlış ya da yanıltıcı açıklamaların aynı yöntemlerle ortaya konulması da önemli bulunmaktadır. Özellikle Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulacak bir birim ile bu konudaki uygulamaların izlenmesi ve topluma zamanında, yerinde ve doğru bilgilendirmelerde bulunup, toplumda iç içe bir ilişki kurulmalıdır.
Bunlar ister kişisel ister kitle iletişim araçlarıyla yapılan uygulamalar olsun, giderek adalete olan güveni sarsmakta, huzursuzluklara ortam oluşturmakta ve adalet sistemi ile varlığını sürdüren özgürlükçü demokrasiye zarar vermektedir.
İçten saygılarımla...
Yazar :
Dr. Mevci
Ergün Email :
mevci@ekohaber.com.tr
|